AKPartinin MHP ile “cumhur ittifakı” kurarak, ortaklarını yarı yolda bırakma konusunda hayli kabarık bir sicili olan Bahçeli’nin ipiyle kuyuya inme cesareti göstermesi zor izah edilir bir durum gibi görünüyor. Seçim zamanlarında hep en vurucu, en akıcı, en unutulmaz ve hem akla hem de kalbe hitap eden sloganlar seçen Sayın Erdoğan’ın, Bahçeli tarafından önerilen bu ruhsuz, soğuk, bir şey vaad etmeyen, melodisi ve ışığı olmayan böylesine gri bir isimlendirmeye razı olması da hayli ilginç. Eğer Bahçeli’nin niyeti ittifakı sabote etmek değilse -ki bundan emin değilim- “ cumhur ittifakı” tanımının hiçbir yerinde siyasi zekanın parmak izine rastlamanın mümkün olmadığını söyleyebilirim. Ancak aynı değerlendirme ittifak için geçerli değil.Read More →

İstismar, “iyi niyeti kötüye kullanma ve/ya sömürme” anlamlarını taşıyor. Basit bir güven meselesi yada ekonomik bir çıkar sağlamayı çağrıştıran kavramın bu şekliyle zihinlerde herhangi bir ağırlığı yok. Bu nedenle “cinsel istismar’a” dönüşmüş hali de olayın vehametini anlatmaktan oldukça uzak. Cinsel şiddet kavramı için de benzer şeyler söylemek mümkün. Bu yüzden önce şu “cinsel istismar” kavramından kurtulmamız ve kapsadığı cinsel suçları toplumsal algıda anlaşılabilir kılmamız gerektiğini düşünüyorum. Ancak yazının konusu bundan çok tartışmaları devam eden “hadım etme” meselesi. Tecavüzcülerin idamına bile koşulsuz destek vermeye hazır olan toplumun öyle kimyasallarla filan değil, bilinen anlamıyla “hadım etme” ve hatta “kesip atma” cezasını da destekleyeceğinden şüphem yok. İşin doğrusuRead More →

Konuşmaktansa yapmayı tercih eden Ruslar, YPG ve Şam’ın anlaştıkları ve Suriye ordusuyla birlikte Afrin’e girme kararı aldıklarına ilişkin iddiaları değerlendirirken ilginç tespitlerde bulunmuşlar. Rus parlementer Vladimir Şamanov, “Burada Türkiye’nin çıkarları olduğu yadsınamaz. Üstelik Afrin Türkiye’nin sorumluluk bölgesi ve garantör ülkelerden biri de Türkiye. Bu yüzden garantörlerin bir araya gelmeleri gerekir. Yani Rusya İran ve Türkiye bir masaya oturmalı. Türkiye’nin çıkarlarını gözardı etmeyen bir anlaşma yapılmalı” demiş. Rus doğubilimci Sergey Demidenko ise “Suriye ordusu Afrin’e girmez çünkü bunun Türkiye ile savaş tehdidi taşıdığını bilir. Suriye’nin Esad yanlısı paramiliter guruplara güvenerek savaşa girmesi akıllıca olmaz. Çünkü Esad’ın düzenli ordusundan geriye çok az birlik kaldı” diyen Demidenko “BuRead More →

Manzara-i umumiyemiz an itibariyle şudur. Savaşa teşne bir iktidar partisi, bütün umudunu mültecisi olduğu iktidara bağlamış, savaşın beşiğinde sallanmaya pek meraklı, ne iktidar ne de muhalefet olmayı beceremeyen bir küçük parti ve 10 bin şehit vermekten bahsedebilecek kadar zamanın ruhundan kopmuş bir ana muhalefet partisi. Sanırsın ki “yurtta sulh, cihanda sulh” diyen adam ne bu ülkeyi kurmuş ne de bu partiyi. Herkes savaştan yana, herkes savaşçı. Ancak bu savaşçılar, şimdiye kadar yaşanan savaşlarda ne kadar insanın katledildiğini, 20. Yüzyılın “cinayet yüzyılı” olarak tanımlanmasının sebebini ve savaşın uzun zamandan beri sadece islam coğrafyasında ikamet ettiği gerçeğini sanırım bilmiyorlar. Hatırlatırım; İnsanlığın kayıt altına alabildiği savaşlarda bugüne kadarRead More →

  “CB Erdoğan’dan sonraki en iyi konuşmacıyı dinledim bugün. CHP kurultayında Muharrem İNCE, deyim yerindeyse hem esti, hem gürledi hem de yağdı. Seçilirse ne olur bilmem ama hitabet konusunda CB’nın 16 yıllık yalnızlığı sona erer gibi görünüyor. Peki seçilir mi? Elbette seçilmez. Çünkü CHP o kadar uzun zamandan beri iktidar için yarışmadı ki, yarışmak isteyeni  hem sevmez hem de seçmez. Çünkü yarışmak yorucudur, zordur. Çalışmayı koşmayı, koşturmayı gerektirir. Oysa ne gerek var? AKP idare ediyor, CHP’de yan gelip yatıyor. Rahatını bozmaz CHP” demiştim Twitter’da. Nitekim İNCE yaklaşık bir saat boyunca damardan girmesine rağmen yine KK’yı seçtiler. Önce “Kifayetsiz muhalefet” diye yazmayı düşündüm. Sonra doğru tanımınRead More →

Gerçek şu; Ülkede hukukla adalet arasındaki mesafe her geçen gün biraz daha açılır oldu. Hukukta önce Fetöcülerin, sonrada Fetöyle mücadelenin yarattığı tahribat tam bir yıkıma dönüşmüş durumda. Son gerileme olarak AYM’nin hak ihlali kararına rağmen Ceza Mahkemeleri Şahin ALPAY ve Mehmet ALTAN’ın tutuk hallerinin devamına karar verdi. Öncelikle ceza mahkemelerin verdiği tutukluluğun devamı kararlarının hukuka uygun olmadığını belirtmem gerekiyor. Çünkü Anayasamızda yer alan bireysel başvuru hakkı, bireyi böylesi durumlardan koruma amacını bünyesinde barındırmakta ve bu açıdan AYM’yi doğrudan ve doğal olarak bütün adli mahkemelerin üstü konumuna getirmektedir. Adli mahkemeler AYM kararlarının tartışılabileceği mecralar değildir. Yine AYM’nin görev ve yetki sınırlarının çerçevesini çizmek yerel mahkemelerin haddiRead More →