Afrin operasyonun “Zeytin Dalı” olarak adlandırılması bana göre operasyonun kendisinden bile daha önemli. Suriye konusunda hayli zamandır devam eden anlaşılmaz tutumumuzdan vazgeçmemiz gerektiğini anladığımız Astana sürecinden sonra, bu isimlendirmeyle bir nevi özür dilediğimizi düşünüyorum. Ayrıca Suriye konusunda iç politikada “aldatıldık” demeden “aldandığımızı” hem kabul etmenin hem de muhattaplara -özellikle Suriye- iletmenin dahiyane bir yolu bu. Operasyona ilişkin açıklamalar ilginç sonuçlar doğurmaya aday. Rusya, “ABD’nin uzlaşma bulamama kabiliyetsizliği ve tek taraflı hamleleri Türkiye’yi kızdırdı” diyerek aleni biçimde ABD’yi suçladığını deklere etti. “Türkiye’nin operasyon düzenlediği bölgelerdeki askerlerimizi çekiyoruz. Bu operasyondan dolayı endişeliyiz ama müdahil olmayacağız” diyen Rusya’nın operasyona üstü örtülü de olsa destek verdiğini söylemek mümkün. AfrinRead More →

1970’li yılların Bingölü. Sağ sol çatışmasının kardeşi kardeşe kırdırdığı dönemler. Sağcı ya da solcu, ülkücü yada komünist olmanın zorunlu olduğu toplu histeri zamanları. Şimdi rahmete giden dayımlarım da o salgından nasiplerini almış iki ülkücü. Hatta ülkücü camianın beyni. O zamanı dayılarımla birlikte yaşayan dönemin ülkücülerinden şimdininse hızlı Kürtçülerinden birinden dinledim hikayeyi. Şöyle anlattı; “O zaman ülkücü kominist ayırımından başka da bir şey bilmiyoruz. Aleviler solcu, Alevi olmayanlar sağcıydı. Yani bizim ilk gençlik yıllarımızın ülkücülüğü adeta zorunlu bir seçimdi. Hatta şunu söyleyebilirim Bingöl’de 60 yaş üstü bütün Sünnilerin çocukluk veya delikanlılık zamanlarında sağcılık ve ülkücülük vardır. Sunilerin ve Zazaların solculukları 70’lerin sonuna doğru ancak ortaya çıktı.Read More →

Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) saçmalığının Amerika’nın Demokratik Suriye Güçleri dayatmasından (DSG) ne farkı olduğunu anlamak  kolay değilse de, ikincisinin birincinin sonucu olduğunu söylemek pekala mümkün görünüyor. Ya da ÖSO’dan DSG’ye uzanan yolun taşları, dış politikamızdaki aptallıklarımızla döşenmiştir demekte mümkün. Ancak bu gereksiz yaklaşımlardan bir an önce kurtulmanın ve akla fırsat vererek onun kılavuzluğunda ne yapacağımıza karar vermenin arefesindeyiz. Görünen şu; ABD’nin binlerce tır silah göndererek donattığı ordunun, sınırımıza konuşlandırılacak olması Türkiye için, sınırları içinde bulunması, bağımsızlık ve toprak talebinin olması nedeniyle de Suriye için önemli bir tehdit unsuru oluşturmaktadır.. Nitekim Suriye, ABD’ni ve desteklediği unsurları “işgalci” olarak nitelendirmiş ve böylelikle zımnen Türkiye ile aynı pencereden baktığınıRead More →

Gerçek şu; Ülkede hukukla adalet arasındaki mesafe her geçen gün biraz daha açılır oldu. Hukukta önce Fetöcülerin, sonrada Fetöyle mücadelenin yarattığı tahribat tam bir yıkıma dönüşmüş durumda. Son gerileme olarak AYM’nin hak ihlali kararına rağmen Ceza Mahkemeleri Şahin ALPAY ve Mehmet ALTAN’ın tutuk hallerinin devamına karar verdi. Öncelikle ceza mahkemelerin verdiği tutukluluğun devamı kararlarının hukuka uygun olmadığını belirtmem gerekiyor. Çünkü Anayasamızda yer alan bireysel başvuru hakkı, bireyi böylesi durumlardan koruma amacını bünyesinde barındırmakta ve bu açıdan AYM’yi doğrudan ve doğal olarak bütün adli mahkemelerin üstü konumuna getirmektedir. Adli mahkemeler AYM kararlarının tartışılabileceği mecralar değildir. Yine AYM’nin görev ve yetki sınırlarının çerçevesini çizmek yerel mahkemelerin haddiRead More →