Ruslar dururken Yahudilere “iyi tüccar” denmesi bulunduğumuz yerden bakınca hayli saçma. Çünkü Ruslarla ilişkilerimizi, koşullar ne olursa olsun hep onların kazanmasını isteyen birileri dizayn ediyormuş gibi görünüyor. Milli sporu tavla olan bir ülkeyle, satranç sporuna yıllardır adeta el koyan ve dünya şampiyonları çıkaran bir ülkenin ilişkilerinin başka türlü olmasını beklemek pek akıl karı değilse de, insan bu kadar da değil demek, diyebilmek istiyor. Hikayeye kimin üstüne kaldığı belli olmayan “Rus uçağının düşürülmesiyle” başlamak gerekiyor. Kriz yönetimi konusunda ciddi biçimde eğitilmeye muhtaç olduğumuz gerçeğini gözümüze sokan o hadise de uğradığımız zarar milyarlarca doları bulmuş, gitmeyen domateslerle, gelmeyen Rus turistler ikilisi tamamen bize zarar yazmıştı. Öte yandanRead More →

Cumhurbaşkanının küçük bir ordu miktarınca danışmanı ne iş yapar anlamak zor. Reis Boğaziçi Üniversitesindeki öğrencilerin tavırlarını yanlış bulabilir elbette. Ama Allahaşkına “böyle yapmakla o eylemi asıl siz büyütüyorsunuz” diyebilecek bir kişi bile yok mu etrafında?‬‬ ‪“Kimsenin umurunda olmayan ve dünyanın her ülkesinde olağan bir itiraz olan ‘savaş karşıtlığının sesini’ bütün ülkenin, hatta dünyanın duymasını siz sağlıyorsunuz” diyebilecek birinin olmaması bu ülkenin talihsizliği değil mi?‬‬ ‪Bunları söylemeyenlerin “bari polis filan göndermeyin” demesini beklemek saçma olur eminim ama “keşke ve bari polis gitmeseydi” Çünkü savaşa karşı olmak, savaşa girmiş her ülkenin yüzleştiği bir durumdur ve genellikle bu eylemlerin failleri terörist filan ilan edilmezler‬‬. Vietnam savaşında yada Irak’ınRead More →

Küresel değerlere göre siyaset uzlaşı, hoşgörü ve saygı eşliğinde icra edilen bir yönetme sanatıdır. Yerli ve milli değerlere göre koşulsuz teslimiyet, sınırsız sadakat ve izahsız bir bağımlılıktır. Küresel değerlere göre seçimler insanların özgür iradelerinin ortaya çıkmasını sağlayan ve dürüstlük altyapısı üzerine kurulu organizasyonlardır. Yerli ve milli değerlere göre rakip partiyi şapa oturtma ve seçmen iradesine kazık atma zamanının geldiğini gösteren takvim dönemidir. Küresel değerlere göre siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurları, olmazsa olmazlarıdır. Yerli ve milli değerlere göre liderlerin babasının malı, çocuklarının çiftliğidir. Küresel değerlere göre parlamento, yasaların enine boyuna tartışıldığı, konuşulduğu iyi ve doğru olanların birlikte çıkarıldığı ve millet iradesinin kol gezdiği yasama binalardır. YerliRead More →

AKPartinin MHP ile “cumhur ittifakı” kurarak, ortaklarını yarı yolda bırakma konusunda hayli kabarık bir sicili olan Bahçeli’nin ipiyle kuyuya inme cesareti göstermesi zor izah edilir bir durum gibi görünüyor. Seçim zamanlarında hep en vurucu, en akıcı, en unutulmaz ve hem akla hem de kalbe hitap eden sloganlar seçen Sayın Erdoğan’ın, Bahçeli tarafından önerilen bu ruhsuz, soğuk, bir şey vaad etmeyen, melodisi ve ışığı olmayan böylesine gri bir isimlendirmeye razı olması da hayli ilginç. Eğer Bahçeli’nin niyeti ittifakı sabote etmek değilse -ki bundan emin değilim- “ cumhur ittifakı” tanımının hiçbir yerinde siyasi zekanın parmak izine rastlamanın mümkün olmadığını söyleyebilirim. Ancak aynı değerlendirme ittifak için geçerli değil.Read More →

İstismar, “iyi niyeti kötüye kullanma ve/ya sömürme” anlamlarını taşıyor. Basit bir güven meselesi yada ekonomik bir çıkar sağlamayı çağrıştıran kavramın bu şekliyle zihinlerde herhangi bir ağırlığı yok. Bu nedenle “cinsel istismar’a” dönüşmüş hali de olayın vehametini anlatmaktan oldukça uzak. Cinsel şiddet kavramı için de benzer şeyler söylemek mümkün. Bu yüzden önce şu “cinsel istismar” kavramından kurtulmamız ve kapsadığı cinsel suçları toplumsal algıda anlaşılabilir kılmamız gerektiğini düşünüyorum. Ancak yazının konusu bundan çok tartışmaları devam eden “hadım etme” meselesi. Tecavüzcülerin idamına bile koşulsuz destek vermeye hazır olan toplumun öyle kimyasallarla filan değil, bilinen anlamıyla “hadım etme” ve hatta “kesip atma” cezasını da destekleyeceğinden şüphem yok. İşin doğrusuRead More →

Türkiye’nin Suriye’de ne işi var diye soranların önce Amerika Birleşik Devletlerinin, Rusya’nın, İran’ın , Suudi Arabistan, Almanya, Fransa hatta İsrail’in Suriye’de ne işi var diye sorması kaçınılamaz bir zorunluluktur. Çünkü Ortadoğu’daki bu mini dünya savaşından en çok etkilenen ve etkilenecek ülke önce Suriye sonra da Türkiye’dir. Ne işi var sorusunun merkezine ABD’yi koyup başlıyoruz. IŞİD karşıtı koalisyona öncülük ettiği dönemlerde Suriye’deki aşırı gurupları ortadan kaldırmak ve Esad’ı göndermekten bahseden ABD’nin, şimdiki dönemde önceliklerinin değiştiğini görüyoruz. Artık Esad’ın gitmesi bir ön şart olmaktan çıkmış durumda. ÖSO dahil muhalif guruplara verdiği desteği ise PYD-YPG ile sınırlayıp, bunlardan 30.000 kişilik ağır silahlarla donanmış bir ordu kurarak hemen şimdiRead More →