“Hastalıklarından ve zayıflıklarından arındırılmış parlementer demokrasiye” dönüş yapılması gerektiğine inandığımı birkaç kez yazdım. Akşener ve Kılıçdaroğlu meramımı daha iyi anlatan ve hedefi daha iyi tanımlayan bir kavramda anlaşmışlar. “İyileştirilmiş parlementer demokrasi” Tanımlamanın içinde İYİ geçtiği için projenin isim anasının Akşener olduğunu tahmin etmek zor değil. Öte yandan Muharrem İnce’nin tanımlamayı star televizyonundaki programda öğrenmesi ilginçti. Ama ilk kez duymasına rağmen “kulağa hoş geliyor” diye karşılaması da oldukça yerindeydi. Kulağa hoş gelmesi dışındaTürk tipi başkanlık sistemimiz iyileşmeyecek kadar hastalıklı bir sistem olduğu için parlementer sistemi iyileştirmek dışında bir seçeneğimiz olduğunu da sanmıyorum. Aslında parlamenter sistemin hastalıkları devlet sırrı değil. Herkes ne olduğunu gayet iyi bildiği haldeRead More →

Önce bir tespit; Kudüs için “İslamın başkenti” merkezli tavır doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü Kudüs her üç din için de kutsal bir şehirdir. İslam için “Miraç mucizesinin gerçekleştiği yer Kudüstür. Mescid-i Aksa, Haremi Şerif Kudüstedir. Ancak Hristiyanlara göre de Hz.İsa’nın çarmıha gerilerek kabre konduğu “kutsal kabir” ve kutsal kabir kilisesi Kudüstedir. Yahudiler için Mescid-i Aksanın hemen altında Hz.Süleyman tarafından yapıldığına inanılan tapınaktan kalan kutsal ağlama duvarı da Kudüs’tedir. Bu yüzden Kudüs’ü tek inancın başkenti ilan etmek yerine bütün inançlara aidiyetini öne çıkararak dünya ile birlikte hareket etme lüksünü kaçırmamak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Kudüs’ü tek bir inancın tapusuna kaydetmek hem Kudüs’e hem de diğer inançlara haksızlıktır.Read More →

Bu seçim sadece muhalefet için değil, iktidar için de “baskın seçim” olmuş anlaşılan. Önceki seçimlere bakınca nerdeyse hiçbir hazırlıklarının olmadığı anlaşılıyor. Seçim şarkıları yok, seçim coşkuları yok. Psikolojik üstünlüğü muhalefete kaptırmış durumdalar ve “onbeşliler hareketinde” kelimenin tam anlamıyla paniklediler ve bunu gizlemeyi bile beceremediler. Önceki dönemlerin şaşalı seçim açılışlarının yerini bu yıl “Ahdim olsun ki” temalı ve hukuta “tevil yollu ikrar” olarak tanımlanan itiraflar aldı. Yapmaya ahdettik denilenler 16 yılda yapılamayan ve hepimizin hayatını zorlaştıran problemlerin listesi gibiydi. Kontrol altındaki bunca televizyon, bunca gazeteye rağmen anket sonucu bile yayınlanamıyor. Afrin haberleri bile yok basında. Ceset saymaktan da vazgeçilmiş durumda. AKParti tarihinde ilk kez seçim kaybetmeRead More →

Görünen şu ki; Cumhurbaşkanlığı seçiminde karşısına kimin rakip olarak çıkmasına karar verecek kişi Reis olsaydı, ilk tercihi Sn.KILIÇDAROĞLU, sonra sırasıyla Sn.İNCE ve Sn.BÜYÜKERŞEN olurdu. Reis’in Sn.KILIÇDAROĞLU’na aday olması yönündeki çağrılarında haksız olduğunu söylemek mümkün değil. Ne de olsa Sn.KILIÇDAROĞLUnun adaylığı seçimi kazanmasının en garantili yolu. Çünkü %70’i sağ seçmen olan bu ülkede CHP’li bir adayı dövmek o kadar kolay ki, hiçbir siyasetçi ve doğal olarak Reis’de bu lüksten vazgeçmek istemez. Neden kolay? Birincisi CHP’liler kavga etmeyi bilmiyorlar. Sonra fazla naifler, kurallara bağlılıklarının ayaklarına bağ olduğunun farkında değiller. Bu ülkede kurultayla genel Başkan değiştirmeyi becerecek kadar da demokratlar. Öte yandan bu demokratlıklarına karşın sanıldığı ve kendilerininRead More →

Normal koşullarda Hürriyet gazetesinde en iyi ihtimalle -ve belki- muhabirlik yapabilecek donanıma sahip torpilli gazetecilerinden biri olan A.Kadir SELVİ, bugünkü yazısında CHP’den 15 milletvekilinin İYİ Partiye geçmesini değerlendirmiş! Ancak yerel bir gazetede kendisine yer bulabilecek kadar birikime ve lise seviyesinde kompozisyon yazabilecek kadar dil bilgisine sahip SELVİ yazısını, “Uğruna darbeler yapılıp, muhtıralar verilen Cumhurbaşkanlığı seçiminin muhalefete bırakılmayacak kadar önemli bir iş olduğu görüldü. Ama asıl önemli olan: Millet bu işe ne diyecek?” diyerek bitirmiş. Garip olan şu ki, SELVİ yazısının bundan önceki bölümlerinde, Cumhurbaşkanlığı seçiminin “neden” muhalefete bırakılmayacak kadar önemli bir iş olduğuna ilişkin tek satır bile yazmamış. Tam tersine “Pazartesi günü İYİ Parti’nin seçimlereRead More →

Meclis kulisinde televizyonların karşısına geçmiş büyük bir endişe ve merakla seçime ilişkin Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarını -bir çoğu kollarını göğsünde çapraz kavuşturmuş- çaresizlik içinde bekleyen AKPartili milletvekillerinin gazetelerdeki fotoğrafı içimi acıttı desem yeridir. Benden hiçbir farkları yoktu. Onlarda benim gibi televizyondan öğrendiler durumu. Matematiğin etkisiz elemanıydılar. Çarpmada, toplamada, bölmede ve çıkarmada işe yaramıyor, sonuca etki edemiyorlardı. Konumlarını muhafaza etmenin tek yolu vardı; teslimiyet. Eksiksiz, koşulsuz, izahtan vareste en önemlisi alenileşmiş teslimiyet. Çünkü siyaset bizim yerli ve milli değerlerimize göre koşulsuz teslimiyet, sınırsız sadakat ve izahsız bir bağımlılıktan ibaretti. Aylardır günde on kez “erken seçim yok, seçimler zamanında yapılacak, neden anlamıyorsunuz erken seçim yok, Türkçe konuşuyoruz anlamıyorsunuz istersenizRead More →