Meclis kulisinde televizyonların karşısına geçmiş büyük bir endişe ve merakla seçime ilişkin Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarını -bir çoğu kollarını göğsünde çapraz kavuşturmuş- çaresizlik içinde bekleyen AKPartili milletvekillerinin gazetelerdeki fotoğrafı içimi acıttı desem yeridir. Benden hiçbir farkları yoktu. Onlarda benim gibi televizyondan öğrendiler durumu. Matematiğin etkisiz elemanıydılar. Çarpmada, toplamada, bölmede ve çıkarmada işe yaramıyor, sonuca etki edemiyorlardı. Konumlarını muhafaza etmenin tek yolu vardı; teslimiyet. Eksiksiz, koşulsuz, izahtan vareste en önemlisi alenileşmiş teslimiyet. Çünkü siyaset bizim yerli ve milli değerlerimize göre koşulsuz teslimiyet, sınırsız sadakat ve izahsız bir bağımlılıktan ibaretti. Aylardır günde on kez “erken seçim yok, seçimler zamanında yapılacak, neden anlamıyorsunuz erken seçim yok, Türkçe konuşuyoruz anlamıyorsunuz istersenizRead More →

Önce şu kimyasal silah şablonundan başlamak gerekir diye düşünüyorum. Garip ve saçma bir argüman. İnsanları konvansiyonel silahlarla bombalayarak, kurşunlayarak, parçalayarak, keserek biçerek 10 bin kişi, 100 bin kişi öldürmek serbest ama kimyasal silaha gelince 75 kişinin öldüğü “iddiası” Batı’yı bir anda şahlandırıveriyor. Ya da Batı bir akışın yönünü, bir gidişin seyrini değiştirmek istediğinde en kullanışlı araç olarak hemen bu “kimyasal silah kullanıldı” düğmesine basıyor. Bu yaklaşım iki saçma sonuç doğuruyor. İlki kimyasal silah kullanarak insan öldürene müdahale hakkı meşrulaşıyor ve ikincisi, bunun sonucu olarak kimyasal silah kullanılmadığı sürece sınırsızca insan öldürebilme hakkının varlığı kabul ediliyor. Her iki sonuçta insanlığın hala ne denli vahşi ve acımasızRead More →

Bir önceki Rus Ayısı ya da Tüccar Rus isimli yazı “Satranç ustası Ruslar büyük bir keyifle “şimdi batı düşünsün” modunda seyrediyorlar olan biteni.Batı da düşünüyor elbette. İngiltere’nin başını çektiği ve 23 ülkenin uyduğu Rus diplomatların sınır dışı edilmeleri furyası da batının düşündüğüne ve hamlesini yaptığına delalet etmekte. Ancak göbeğinde yer alma ihtimalimizin hayli yüksek olması nedeniyle ayrı bir yazıyla incelenmeyi gerektirecek kadar önemli olan bu konuyu başka bir zamana bırakıyorum” diyerek bitirdiğim yazıya devam ediyorum. Temeli Putinle birlikte atılan Nükleer Elektrik santralinin üreteceği elektrik bizim için ne anlam ifade eder? Santral ne kadar tehlikelidir? Çernobil yada Fukuşima gibi bir kaza olsa Ankara, İstanbul ya daRead More →

Ruslar dururken Yahudilere “iyi tüccar” denmesi bulunduğumuz yerden bakınca hayli saçma. Çünkü Ruslarla ilişkilerimizi, koşullar ne olursa olsun hep onların kazanmasını isteyen birileri dizayn ediyormuş gibi görünüyor. Milli sporu tavla olan bir ülkeyle, satranç sporuna yıllardır adeta el koyan ve dünya şampiyonları çıkaran bir ülkenin ilişkilerinin başka türlü olmasını beklemek pek akıl karı değilse de, insan bu kadar da değil demek, diyebilmek istiyor. Hikayeye kimin üstüne kaldığı belli olmayan “Rus uçağının düşürülmesiyle” başlamak gerekiyor. Kriz yönetimi konusunda ciddi biçimde eğitilmeye muhtaç olduğumuz gerçeğini gözümüze sokan o hadise de uğradığımız zarar milyarlarca doları bulmuş, gitmeyen domateslerle, gelmeyen Rus turistler ikilisi tamamen bize zarar yazmıştı. Öte yandanRead More →

Cumhurbaşkanının küçük bir ordu miktarınca danışmanı ne iş yapar anlamak zor. Reis Boğaziçi Üniversitesindeki öğrencilerin tavırlarını yanlış bulabilir elbette. Ama Allahaşkına “böyle yapmakla o eylemi asıl siz büyütüyorsunuz” diyebilecek bir kişi bile yok mu etrafında?‬‬ ‪“Kimsenin umurunda olmayan ve dünyanın her ülkesinde olağan bir itiraz olan ‘savaş karşıtlığının sesini’ bütün ülkenin, hatta dünyanın duymasını siz sağlıyorsunuz” diyebilecek birinin olmaması bu ülkenin talihsizliği değil mi?‬‬ ‪Bunları söylemeyenlerin “bari polis filan göndermeyin” demesini beklemek saçma olur eminim ama “keşke ve bari polis gitmeseydi” Çünkü savaşa karşı olmak, savaşa girmiş her ülkenin yüzleştiği bir durumdur ve genellikle bu eylemlerin failleri terörist filan ilan edilmezler‬‬. Vietnam savaşında yada Irak’ınRead More →

Küresel değerlere göre siyaset uzlaşı, hoşgörü ve saygı eşliğinde icra edilen bir yönetme sanatıdır. Yerli ve milli değerlere göre koşulsuz teslimiyet, sınırsız sadakat ve izahsız bir bağımlılıktır. Küresel değerlere göre seçimler insanların özgür iradelerinin ortaya çıkmasını sağlayan ve dürüstlük altyapısı üzerine kurulu organizasyonlardır. Yerli ve milli değerlere göre rakip partiyi şapa oturtma ve seçmen iradesine kazık atma zamanının geldiğini gösteren takvim dönemidir. Küresel değerlere göre siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurları, olmazsa olmazlarıdır. Yerli ve milli değerlere göre liderlerin babasının malı, çocuklarının çiftliğidir. Küresel değerlere göre parlamento, yasaların enine boyuna tartışıldığı, konuşulduğu iyi ve doğru olanların birlikte çıkarıldığı ve millet iradesinin kol gezdiği yasama binalardır. YerliRead More →