Gecenin birinde 5-0  biten bir maçtan sonra canım hiçbir şey yazmak istemedi O yüzden maç yazısını bugüne bıraktım Aslında sorun skorda değil çünkü PSG her takıma bunu yapabilme potansiyeline sahip, iyi bir ekip. Nitekim yaptılar da. Rövanşta kendilerine altı gol atabilecek kadar güçlü olan Barcelona gibi bir devi bile 4-0 yendiler Sorun, ilk 20-25 dakikada direniyormuş gibi yapan yediği ilk golde dağılan, ikinci golde panikleyen Galatasaray’da ve formsuzluğunun zirvesindeki Fatih Hoca’da. Takımdaki eksiklerden, rakibin kadro değerinden ve kadro kalitesinden söz ederken haklıydı. Draxler’in Cavani’nin yedekte olduğu bir takımdan bahsediyordu. Ama gerçekte sorun bunların hiçbiri değil ve bütün Galatasaray taraftarları farklı biçimlerde de olsa bunu hissediyor.Read More →

İktidarın, hükümetin ya da akepenin diye başlayan cümleler kurmanın ne denli saçma hatta aptalca olduğunu biliyorum elbette. Ama o bilme halinin yerini hissedişe bırakması nispeten yeni bir durum. Özellikle Suriye meselesinde verilen akıldan ve öngörüden uzak, dış politika realitesinden ve geleneğinden yoksun, kişisel ve duygusal kararların sonuçları, bu ülkede her şeyin ondan ibaret olduğunu çok net biçimde hissettiriyor Partiymiş, hükümetmiş yok öyle şeyler Über müber bile yok PCB var O’nu herşeyin üstünde sananlar da yanılıyorlar O herşeyin tam da kendisi O bir parti O bir iktidar, bir hükümet, O bir yasa yapıcı, O bir yargılayan ve karar veren O kendi kararını denetleyen O bir devletRead More →

8 yıl sonra Suriye konusunda taraf ülkelerin durumu şu: Rusya mutlu Bütün dünyaya “Suriye benimdir, burada benim istemediğim hiçbir şey olamaz” dedi Dünya da Suriye’nin Rusya’ya ait olduğunu öğrendi 🔷 İran mutlu Suriye hala şii mezhebi mensuplarınca yönetiliyor. Şeytan ABD, Esad yönetimini deviremedi. Sünni Arap dünyasının da hevesi kursağında kaldı 🔷 ABD mutlu Suriye’de askeri olarak bulunmayı hayal bile edemezken artık besleyip büyüttüğü, eğitip ağır silahlarla donattığı bir SDG’si var Gün gelir bize karşı, gün gelir Esad’a karşı kullanılmaya hazır bir güç. 🔷 YPG, PYD  mutlu Vatandaşı bile olamadıkları Suriye’de artık varlıkları yadsınamaz bir silahlı güce ve “de facto” fiili bir oluşuma dönüştüler Rejimle TürkiyeRead More →

Ülkenin en önemli problemleri nedir sorusuna verilecek ortalama cevaplar şunlar olur Enflasyon, İşsizlik, Terör, Döviz, Ekonomideki çöküş, Dibe vurmuş adalet, Dış politika tutarsızlıkları, Suriye, S-400’ler F-35’ler vs vs Listeye eklenecek birçok kalem daha var ama bu liste ne kadar uzarsa uzasın listedeki hiç bir şey gerçek sebebin kendisi olma vasfına sahip değildir. Bunlar ülkedeki ana problemlerin çocukları ya da sonuçlarıdır Bu ülkenin an itibariyle iki ana problemi olduğuna inanıyorum. İlki, daha birinci yılında tıkanan ne idüğü belirsiz cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, İkincisi, işe yarar insan kaynaklarını tüketerek tıkanan akepedir İlkiyle devam edelim. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini problem haline getiren şey sadece meclisten kopması değil aynı zamanda izoleRead More →

Yeryüzünde şu anda Türkiye’ye en çok düşmanlık, kin ve husumet besleyen ülke hangisidir sorusunun cevabı tartışmasız Suriye’dir. Hatta Esad ve onun ülkesi Suriye’nin Türkiye ve Erdoğan nefreti o denli büyüktür ki sudan bir nedenle savaşma ihtimalimiz bile çok yüksektir. Ordumuzun çeşitli gerekçelerle sınırlarından içeri askeri harekat düzenlediği ülkedir Suriye Kontrol altına alınan yerleşim birimlerine yönetici atadığımız ülkedir. Kısacası Suriye’nin Türkiye ile savaşa tutuşmak için çok fazla sayıda nedeni mevcuttur. Mevcut konjonktür Suriye’nin bir iç savaştan, yorgun, harap ve zayıflamış olarak çıkması nedeniyle devam ettirilebilmektedir. Ancak bu halin sonsuza dek sürmeyeceğini herkes bilmektedir ve bilmelidir Mevzuya virgül koyup sürekli söz edilen üst akıl meselesine geçiyorum. HaniRead More →

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu cephesinde neler olduğunu ve motivasyonlarının ne olduğunu bildiğimi söyleyemem. Ancak her satırına katıldığım manifestosunu okuduktan sonra, çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmaları büyük bir dikkatle izlediğimi belirtmeliyim. Evimde ağırlama şansına eriştiğim bir insan Davutoğlu. Aslında  kendisinden önce kitabı gelmişti eve. Hakkında yerli yersiz çok şey söylenen “Stratejik Derinlik” benim için oldukça rafine bir zeka tarafından yazılmış, ufuk açan bir kitaptı. Sevdim kitabı ve o vesileyle gıyabında Davutoğlu’nu da sevmiştim. Garip bir tecelli olsa gerek hala dışişleri bakanı olduğu zamanlarda müşterek bir eskimiş dostla yaptığımız sohbette Akparti içinde fırsat olursa Erdoğan ya da (o zamanlar özgül ağırlığı helyum gazından biraz fazla olan) Arınç’la değil,Read More →