Galatasaray’ın mucize yaratma potansiyeli

Fenerbahçe’nin kendisine nasıl ve neden teslim edildiğini bir türlü anlayamadığım, anlayamayacağım İsmail Kartal’ın,  izlediğim en iyi takımı bu Rizespor oldu. Hoca hem kendi oyuncularını hem de Galatasaray’ı gayet doğru biçimde analiz etmiş gibi göründü. Oyunun son bölümü hariç, sıkı sıkıya bağlı kaldıkları kontratağa dayalı bir oyun planları vardı. Maçtan önce ne düşündülerse hepsini yaptılar. En önemli eksikleri son vuruş ve sondan önceki pas seçimleriydi. Bu yüzden olası bir galibiyet yerine kötü bir mağlubiyet yaşamaktan kurtuldular

Galatasaray’a gelince;

Ligi ilk yarısındaki takımdan bir nebze daha iyi ve bir adım daha hızlı oynadıkları için umut verici gibi göründüler. Ama ligdeki takımların en az yarısının o Galatasaray’dan daha iyi oynadığı gerçeği hala değişmiş değil. 

Yapılan ve yapılacak transferlerin takıma katılması,  lig Yedi’ncisinden şampiyon çıkarmaya yetmez. Bunun için puan cetvelinde önde olan Altı’lının da yardımı şart ama bu yetmez!

Galatasaray’ın şampiyon olmasını engellemeyi öncelikli görev edinmiş gibi davranan Federasyon ve hakemlerin devreden çıkması şart ama o bile yetmez!

Ancak adil bir yönetimde şampiyonluk, küçük çaplı bir mucizeyle de olsa, ulaşılabilir bir hedefe dönüşür.  Ülkenin mucize yaratma potansiyeli en yüksek takımı olan Galatasaray’ın bunu da başarabileceğini öyle sanıyorum ki herkes bilir.

Ancak takımın çok fazla sorunu var

Bek’lerin oyuna katkısı yetersiz ve kronikleşmeye doğru giden Falcao’nun beslenememesi sorunu devam ediyor. Stoper konusu çözülmüş değil. 

Dönelim maça.

Rize’de müthiş iki oyuncu vardı; Oğulcan ve Boldrin. 

Harika bir oyun çıkaran ve maçın adamları karesinde yer alması gereken bu iki futbolcu, Rizespor’un oyun planını işlevsel kılmayı başardılar. İkisini de keyifle seyrettim

Galatasaray’da ise, iki yeni ve güçlü ruh sahadaydı; Emre Akbaba ve Lines. 

Emre için ısmarlansa ancak bu kadar denk düşebilecek keyifli ve güzel bir başlangıç oldu. Emre ve Lines’e zaman, Şener’e daha çok zaman lazım.

İki harika gol izledik

Boldrin ve Emre’den nerdeyse aynı dakika içinde karşılıklı atılmış jeneriklik iki gol. Geceyi güzelleştirdiler 

İki berbat hakem vardı  

Sahada Halis Özkahya, VAR’da Sarper Barış Saka. İlki zaten biliniyordu, ikincisi sürpriz oldu. İki yıldan beri Galatasaray maçına verilmeyerek Galatasaray’la olan husumeti federasyon tarafından da tescil edilmiş Halis Özkahya, bu kadar iyi niyetli futbolcuya, bu kadar sorunsuz oyuna rağmen ne yaptı etti, maçın sonucunu yine değiştirmeyi başardı

İki fahiş hatanın ikisi de Galatasaray aleyhindeydi. Emre’ye orta sahada yapılsa, çıkarılacak kartın renginin tartışılacağı sertlikteki faulü Özkahya ve VAR ceza alanında görmezden geldiler ve Galatasaray’ın tartışmasız bir penaltısını vermediler.

Aynı şekilde Adem Büyük’ün asistten önceki (orta sahada yapmış olsa kimsenin faul çalmayacağı, çalmadığı için eleştirilmeyeceği) hareketine  faul diyen VAR ve Özkahya  “tartışmalı” bir kararla maçı 2-1’e getiren golü iptal ettiler

Aslında Hakemlerin doğru ve adil karar vermek için başka neye ihtiyaçları var sorusunun bir cevabı yok. Çünkü gereken herşeye sahipler. Digital teknolojinin bütün nimetleri önlerine serilmiş durumda ve yapmaları gereken tek şey, doğru kararı vermeyi istemekten ibaret. Ama istedikleri bu değil!

Bozuk oyun ritmi, adil olmayan hakemler filan diyoruz ama Galatasaray’daki en korkutucu yer yedek kulübesi. Maçta yedek kulübesinin görüntüsü dehşet vericiydi. Hiç kimse gitmemiş, gidecek gibi de görünmüyorlar. Bu haliyle takımda 17 yabancı var ve bu durum sadece takımı değil bütün camiayı u-mutsuz ediyor

Emre Akbaba’nın tek başına sergilediği  Galatasaray’lılık ruhunun takıma olan etkisinin Arda Turan’ın bu camiaya verebileceklerinin bir demosu olduğunu düşünüyorum. Ama bu kadar sorun yetmezmiş gibi çözüm olacağına inandığım Arda meselesi de yeni bir soruna dönüştürülmüş duruma. Oysa Arda’nın Galatasaray’a, Galatasaray’ın da Arda’ya ihtiyacı olduğunu herkes görüyor

Arda çözümdür, sorun değil

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.