Ümmeti Bölmeyin Öldürün Tezkeresi

Bu aralar şöyle dua eder oldum

Yarabbim;

Bizi bir daha hiçbir tek partiye mecbur ve mahkum etme!

Dünya durdukça ve biz var oldukça hep koalisyon hükümetleri yönetsin ülkemizi

Şaşıranlar, ne diyor bu adam diyenler telaş etmesin

O, uzun zamandır beni duymuyor. Umursamıyor da. Ama bizim Ülkemizde olup bitenleri umursamama lüksümüz ne yazık ki yok!

Bugün ikinci Suriye bataklığına doğru var olan gidişimizi resmileştirme ihtimalimiz oldukça yüksek. Çünkü patronun yeni oyuncağı Libya, iç savaşta ölsünler ya da öldürsünler diye bizden asker, araç gereç, silah, mühimmat ve lojistik destek istemiş. Libya’nın meşru hükümetinin başkanı Fayiz es-Serrac Akdeniz’deki anlaşmanın bedelini talep ediyor. Yani Mehmetçiğin kanıyla da imzalamamız gerekiyor anlaşmayı

Üstelik işleri bu noktaya getirenler, Akdeniz’de oyunun dışında kalmamak için bizi bir iç savaşın kazanan tarafı olmak zorunda bırakanlardan başkası değil. Çünkü idiotvari dış politikamız yüzünden Akdeniz’de selam verebileceğimiz bir ülke kalmadı. 

İlk kaybettiğimiz ülke Suriye oldu

Günün birinde her ne olduysa Patronun canı Emevi camisinde namaz çekti. Kardeşim Esad Esed’e dönüşürken Suriye rejimi düşman ilan edildi. Patron yıllarca “Eyyy Esed” diye başlayan ve ÖSO’yla biten cümlelerle Suriye’ye ayar verdi. Onca yıllık iç savaşı Esed kazandı, biz komşu ve dost bir ülkeyi kaybettik, kayda değer bir de  düşman kazandık. 

Patronun canı Filistin çekti, “Filistine gidiyorum” dedi. Önden ambargoyu delsinler diye yola çıkarılan gemide katliam yapan İsrail’le papaz olunca “giderken bana mı sordunuz” dedi. Filistin seyahatinin yatmasına mı, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasına mı kızdı bilinmez “Eyy İsrail” diye başlayan cümlelerle Yahudilere de ayar verdi ve iç kamuoyunda bunun pastasını da yedi ama biz bu kez de İsrail’i kaybettik

Mısır’da darbeci Sisi’ye adeta Türkiye’de darbe yapmış gibi “Eyyy Sisi” diye başlayan cümlelerle tarihi ayarlar verdi. İhvancı Mursi’den yana açık tavır koydu. Mursi kaybedince, “biz de kaybetmiş sayıldık” Mısır Türkiye ilişkileri Mursi’nin rahmetli olmasından epey önce rahmete gittiği için Mısır’ı da kaybetmiş olduk

Suriye, İsrail ve Mısır politikamız devlet politikası değil, patronun kişisel politikasıydı. Zamanı geldi bunlar yanlarına Lübnan’ı Filistin’i ve diğer Arap ülkelerini de alarak bir güzel kınadılar bizi, daha doğrusu şahsımızı.

Akdeniz’deki enerji havzası “zamanlama manidar” dedirtecek öyle bir zamanda ortaya çıktı ki, biz “değerli yalnızlığımızla” ne yapacağımızı şaşırdık kaldık. 

Sonra bu konuda daha da inanılmaz bir şey oldu. 

Müslümanlar, hristiyanlar ve yahudiler yani Mısır, Yunanistan ve İsrail Akdeniz’de şahsımıza karşı birleştiler. Tarihin herhangi bir döneminde bu üç dinin ortak bir düşmana karşı birleştiğini gösteren bir kanıt var mıdır bilemiyorum. Google’a sordum o da bilemedi

Hal böyle olunca siyasal islamcıların, dolayısıyla ihvancıların da genel karekteristiği olan arkadan dolanma yolunu elbette bizimkiler de seçtiler. Suriye ve Mısır’daki ihvancılardan sonra bu sefer de Libya’nın ihvancılarıyla  anlaşma imzaladılar. 

Patronun ihvan aşkı bizi, fiilen çoktan tarafı olduğumuz müslüman bir ülkedeki iç savaşın resmî olarak da tarafı yapmak üzere

Bunun için bugün meclise tezkere veriliyor

Geçerse, ki (meclisin tüzel kişiliğindeki erozyonu ve tek tek vekillerin varla yok arasındaki özgül ağırlıklarını hesaba katınca) geçer, tez zamanda kaybedecek olan tarafın yanında savaşa dahil oluyoruz  demektir

Ayrıca UHM ile ilgili olarak Meclis ve kamuoyu yanlış bilgilendiriliyor. Çünkü bu hükümet geçiş dönemi için bir yıllığına kurulmuştu. Bir yıl dolalı çok yıl oldu. Hükümetin Libya temsilciler meclisinde onaylanması gerekiyordu, onaylanmadı ve meşruiyet sorunu var. Yani Libya anlaşmamız adeta pamuk ipliğine bağlı ve bu anlaşmaya bel bağlayarak strateji oluşturmak akıllıca olmaya yakın bile değil.

Biz oyun kurucu olmadığımız gibi henüz tam anlamıyla oyun bozucu bir ülke bile değiliz. Bunu Suriye’de bedel ödeyerek öğrenmiş durumdayız. Bu yüzden umut ediyorumki bu anlaşma, herşey üzerimize çökmeden görüşmeler yoluyla bir çözüm üretmenin bahanesi ve alt yapısı olsun diye imzalanmıştır. Umarım bu anlaşma Akdeniz’de tarafları bir masa etrafında toplanmaya zorlamanın aracıdır. Eğer öyle değilse bütün yumurtaları koyduğumuz Libya sepetinin Akdeniz’de boğulma ihtimali oldukça yüksek ve oldukça yakındır.

Tezkereye gelince, benim gözümden  şöyle görünüyor:

Patron “komşularla kavgalı” tezkeresi

Komşularla anlaşmaya “yüzümüz yok” tezkeresi

‪Tanrının bir lütfu olmak üzere “savaş lazım” tezkeresi

“Ümmeti bölmeyin, öldürün” tezkeresi

Şahsım adına bu tezkere umarım geçmez. Daha ortada tezkere olmadığı halde Libya’da boğazımıza kadar iç savaşa bulaşmış durumdayız. Tezkereyle neler olur düşünmek bile istemiyorum

Şimdi duamın nedeni anlaşılmıştır diye düşünüyorum

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.