Olmayarak Daha İyi Oynayan Olmayanlar

Galatasaray Antalyaspor maçı Fatih Terim’i torunu ile beraber röportaja çıkacak kadar mutlu eden bir oyun ve farklı bir skorla bitti

Ama ilk yarı istatistiklerine ve sergilenen futbola bakınca sahada aynı ligin iki takımının oynadığını söylemek neredeyse imkansızdı. Antalyaspor’un ilk yarıdaki futbolu  “küme düşeceğini” bağırarak ilan eden, varla yok arası berbat bir oyun olmasına rağmen ikinci yarı bir parça daha iyi olmayı başarabildiler.

Galatasaray’ın aldığı farklı sonuç ikinci yarı için ölçü olarak kabul edilemez elbette. Ama ligin ilk yarısının röntgenini vermesi açısından oldukça önemli veriler taşıdığı da ortada. Antalyaspor maçındaki doğrular, bu sezon üç kulvarda oynanan 25’in üzerindeki maçta sergilenen yanlışların altını çizerek onları herkes için görünür kıldı. Daha açık söylemek gerekirse bu maç, Terim’in sezonun ilk  yarısında ne denli formsuz olduğunu, kadro ve oyun planı tercihlerinin ne denli yanlış olduğunu göstermesi açısından oldukça önemliydi

Herkes maça doğru bir kadroyla çıkıldığı konusunda hemfikir. Ancak bu noktada doğru kadro deyiminin benim için Babel, Selçuk, Belhanda ve Nzonzi’nin ve hatta bu yılki Feghuli’nin de olmadığı her kadroyu temsil ettiğinin söylemem gerekiyor. Yani oynayanların hakkını teslim etmek gerekse de, olmayanların olmayarak belki de olanlar kadar faydalı olduklarını söylüyorum. Dolayısıyla Terim’in bu maçta olmayan oyunculara bu kadar uzun zaman forma vermesindeki hatalı ve bu maçta olanların bir kısmına sezon boyunca  yeterli fırsat vermemesindeki adaletsiz tutumunun büyük harflerle yazılması gerektiğini düşünüyorum

Diğer doğrulara gelince;

Galatasaray önceki maçlardan fazla koşmadı ama ilk kez bu kadar doğru koştu. Herkesin hareketli olması, ayağında top olan oyuncu için sürekli birden çok yöne ve kişiye pas atma seçeneği yarattı. Böyle olunca da o kendi sahasında bıktıracak kadar çok ve anlamsız yan pas, geri pas yapan ve ilk baskıda topu Muslera’ya atarak toptan kurtulan takımın yerine, dikine, hızlı ve yüksek pas yüzdesiyle oynayan, üreten, ürettikçe oyundan keyif alan ve keyif veren bir takım seyretme şansımız oldu

Takımda bırakın kötüyü, vasat oynayan hiç kimsenin olmaması garipti. Bu sezon ortalamalarının üstünde oynamalarına rağmen biraz Nagatomo, biraz da birden çok gol fırsatını harcayan Feghuli arkadaşlarının bir adım gerisinde ama çalışkandılar

Bu hafta orta sahada oynayan Taylan’ın dinamizmi ve oyun iştahı Seri ve Lemina’nın yeteneklerini sergileyebilecekleri daha fazla alan ve zaman bulmalarını sağladı. Böyle olunca da Lemina’nın delici pas ve koşularını, Seri’nin defans arkasına büyük ustalıkla attığı paslarla girilen pozisyonları seyretme şansımız oldu

Türkiye’de futbolu en iyi bilen yabancılardan biri olan ve kötü oynayan bir takımda silinip giden Mariano’nun çalışan dişliler arasında nasıl da öne çıkabildiğini yeniden hatırlamış olduk

Terim, takım arkadaşları, tribünler ve ekran başındaki tüm Galatasaraylıların hattrick yapmasını umutla ve sabırla bekledikleri Falcao üçüncü gol fırsatlarını değerlendiremese de, attığı iki gol ve bu ağır zemindeki mücadelesiyle taraftarı mutlu etmeyi başardı 

Maçın adamı adayları olarak Taylan, Lemina, Falcao ve Ömer gösterilmişti ama bu guruba Mariano ve Seri’nin hatta Marcao’nun da rahatlıkla eklenebileceğini söylemek takımın oynadığı futbolun kalitesi hakkında aydınlatıcı olabilir diye düşünüyorum.

Antalyaspor’a gelince;

İlk yarı berbat ikinci yarı ise iki nedenle umut vericiydiler.

İlk neden ikinci yarı başlarken taraflardan biri için kaybedecek, diğeri için kazanacak bir şey kalmamıştı. İyice ağırlaşan zeminde maçı zaten kazanmış olan taraf,  fiziksel mücadeleye girmek, kora kor oynamak yerine oyunu rölantiye almayı seçti. Hal böyle olunca topa daha çok sahip olan Antalyaspor ilk yarıya nazaran daha iyi oynadı

İkinci neden  akla ziyan bir tercihle ilk yarı boyunca Antalyaspor yedek kulübesinde tutulan 19 yaşındaki Mukairu isimli delifişek bir  forvetin oyuna dahil olmasıydı. Taylan Antalyalı’yı sahaya sürmek için 17 maç bekleyen Terim’i anlamadığım gibi ayağına topu her alışında ortalığı karıştıran, tehlike yaratan Mukairu’yu oynatmayıp yanında tutan teknik direktör Tomas’ı da anlayamıyorum

Son söz Fatih Hocaya

Çok iyimser ve naif bir bakış açısıyla, “benim de hatalarım oldu” dedi Fatih hoca. Bana göre “De” fazlalık bu cümlede. İlk iş bunu fark ve kabul etmek

Gerisi gelir, hep geldiği gibi!

Öte yandan İlk yarısı üç sıfır bitmiş bir maçta kenarda sahaya sürecek genç bir oyuncun yoksa devre arası kampına alt yapıdan kaç kişi götürdüğünüzün kıymeti harbiyesi yoktur.

O gençler sittinsene kendilerine sıra gelmeyeceğini gayet iyi bilirler

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.