Üç Dinin Ortak Paydası

Görünen şu:

‪Yeni Suriye’mizi bulduk!

‪Akdeniz’de uyguladığımız idiot’la embesil arası dış politika sayesinde, ağa zeteler Mısır, İsrail Yunanistan diye yazsalar da biz aslında MÜSLÜMAN  HRİSTİYAN ve YAHUDİ’leri “Erdoğan’ın şahsında Türkiye düşmanlığı ortak paydasında” birleştirdik

An itibarı ile Doğu Akdeniz’de  kıyısı olan ülkeler arasında sadece Lübnan ve Ürdün’le husumetimiz yok gibiydi. Ancak Libya’da Hafter’i destekleyen ve özellikle lojistik destek veren Ürdün’le de nurtopu gibi bir problemimiz var artık. Dünya ölçeğinde neden ve nasıl yalnızlaştıysak Akdeniz’de benzer sebeplerle yalnızız

🔷

Görünen şu:

Yine bir iç savaşın tarafı olduk.

Libya’da hayli zamandır devam eden iç savaşta ülkenin en fazla %20’sini kontrol eden Fayez El Serrac’ı destekliyoruz. Gerekçemiz de Libya ile imzalamak zorunda kaldığımız ve yürürlüğü pamuk ipliğine bağlı anlaşma. Serrac ve UMH (Ulusal Mutabakat Hükümeti) yoksa anlaşma da yok

Söz konusu mutabakat ile ilgili bu gerçek PCB tarafından “Libya’daki meşru hükümet ayakları üzerinde dik durduktan, sağlam durduktan sonra bu atılan adım yerini bulacaktır.” cümlesiyle de dile getirildi zaten.

Ama bu cümle de tam olarak doğru değil

Çünkü bu anlaşma bize medyamızın ve PCB’nın söz ettiği ultra güçleri bahşetmiyor

Öte yandan karşı cephenin ileri sürdüğü kadar zayıf bir argüman da değil.

Bu anlaşma bir tek UMH ve Serrac  için somut anlam taşıyor:

İç savaşta kendilerine sahada milis, asker, silah ve lojistik destek verecek bir ülke bulmuş durumdalar

🔷

Görünen şu:

Yine kaybedecek taraftayız

Doğu Akdeniz’de kıyısı olan bütün komşu ülkelerle papaz, hasım ya da düşman olmayı başardığımız için atmaya mecbur kaldığımız bu adımda, desteğimizden sonra kaybetmesi garanti olan tarafla anlaşmış durumdayız

Libya ile yaptığımız anlaşmadan önce iç savaşın diğer tarafı olan Halife Hafteri destekleyen Mısır Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Fransa ve Rusya’ya şimdi de ABD, İsrail ve Yunanistan katıldı. İşlerin kızışması, cihatçı ya da asker göndermemiz durumunda değerli yalnızlığımızı bile arar duruma gelmemiz mümkün

🔷

Görünen şu:

Yurtta Sulh Cihanda Sulh diyen Atatürk’e ve dünyanın kıyameti yaşadığı, 60 milyon insanın öldüğü ikinci dünya savaşını ülkemizden uzak tutmayı başaran İnönü’ye “iki ayyaş” diyen ve buldukları her iç savaşa taraf olanlar sayesinde Libya’dan da şehit cenazeleri gelecek demektir

Milleti ahmak sanan ( kısmen haklı) medya “Libya’da ne işimiz var diyenlere soruyoruz, Atatürk’ün Libya’da ne işi vardı?” diye yazılar yayınlıyorlar

Başlarına ülkedeki bütün Atatürk heykelleri düşesiceler 1911’de Libya’nın Trablusgarb’ın Bingazi’nin Yemen’nin vatan toprağı olduğunu ve Atatürk’ün orada da vatanı savunduğunu nedense söylemiyorlar

🔷

Görünen şu:

Tıpkı Suriye’de olduğu gibi Libya’da da Erdoğan’a güvenenler kaybetmeye mahkûmlar

Tıpkı Suriye’de olduğu gibi ÖSO ve cihatçılarla birlikte yer aldığımız kaybedenler kulübü, burada da biz yani Türkiye, UMH ve kontrolümüzdeki bir kısım cihatçılardan oluşacak gibi görünüyor

Futbolda büyüklerin iyi oynamadan da kazanabilmelerini açıklamak için kullanılan “ kazanma alışkanlığı” deyimi bir realiteye işaret eder: “Büyükler kazanırlar”

Burdan hareketle büyüklerden olmadığımızı ve kazanmak gibi kaybetmenin de Alışkanlık yaptığını söylemek çok da yanlış olmaz.

Suriye’de Askeri siyasi ve ekonomik bir çok cephede kaybettik. Üzerine uluslararası arenada da kaybeden taraf olduk. Barış Pınarı harekatında koca dünyada Pakistan’ın destek açıklamasının dışında yanımızda kimseyi bulamadık. Filistin’in tarihi boyunca kınadığı ikinci ülke olmayı bile başardık. Ümmet denilen Arap birliği tarafından neredeyse lanetlendik

Şimdi  Suriye’deki iç savaştan Esat’tan bile daha büyük zaferle çıkan Rus’larla, bu kez de Libya’da farklı cephelerdeyiz. Putinden randevu isteyen PCB’mız, itiraf gibi temennisinde şöyle diyor : “İstiyorum ki Rusya ile münasebetlerde yeni bir Suriye doğurmasın ve inanıyorum ki Rusya da Hafter konusunda mevcut tezi gözden geçirecektir.”

Ama sorun şu;

Libya Rusların oyun kurduğu, kural koyduğu bir alan olmasına karşılık bizim için “denize düşenin sarıldığından başka bir şey değil, son çare yani”

Şimdi Putin’in birkaç yıldan beri desteklediği ve Libya planlarını Üzerinde kurguladığı Hafter’den vazgeçmesini umuyoruz

Bu mümkün değil

Planlarımız arasında UMH ve Serrac’ın yanında savaşa girmek yoksa geçmiş olsun! Yaptığımız anlaşma ölü doğumdur

Savaşa gireceksek daha büyük geçmiş olsun. Hiç bir şey kazanamayacağımız bir savaş bizim için hayatı zora sokarken   bazıları için Tanrı’nın bir lütfu olacaktır

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.