Ya Allah’ın Askerleri Ya Da Kulları

İktidarın, hükümetin ya da akepenin diye başlayan cümleler kurmanın ne denli saçma hatta aptalca olduğunu biliyorum elbette.

Ama o bilme halinin yerini hissedişe bırakması nispeten yeni bir durum. Özellikle Suriye meselesinde verilen akıldan ve öngörüden uzak, dış politika realitesinden ve geleneğinden yoksun, kişisel ve duygusal kararların sonuçları, bu ülkede her şeyin ondan ibaret olduğunu çok net biçimde hissettiriyor

Partiymiş, hükümetmiş yok öyle şeyler

Über müber bile yok

PCB var

O’nu herşeyin üstünde sananlar da yanılıyorlar

O herşeyin tam da kendisi

O bir parti

O bir iktidar, bir hükümet,

O bir yasa yapıcı,

O bir yargılayan ve karar veren

O kendi kararını denetleyen

O bir devlet ve o bir ülke

O Türkiye

Hayır O, Türkiye’den de büyük

Çünkü dünya nasıl 5’ten küçükse , Türkiye’de 1’den küçük

Dışarda her şey O’nun yüzünden, O’na rağmen ya da O’na karşı gerçekleşiyor

ABD Temsilciler Meclisinden jet hızıyla ve ezici bir çoğunlukla geçen soykırım, yaptırım ve malvarlığı kararlarının temel nedeni Türkiye karşıtlığı değil, Erdoğan alerjisi!

Operasyon durmasına rağmen AB’nin yaptırım ve kınama kararlarının nedeni de aynı

Putin’in kankası, Ruhani’nin yol arkadaşı, Maduro’nun El Beşir’in yakın dostu

Dünyanın büyük bölümü Türkiye’ye ilişkin tutumlarını PCB’ye göre belirliyorlar

Doğal olarak Esad’da öyle yapıyor

Türkiye ile temas ve Erdoğan ile görüşme konusundaki sorulara verdiği cevaplarda açık bir Erdoğan nefretine rağmen aynı yoğunlukta bir Türkiye düşmanlığına rastlanmıyor. Türkiye ile bir düşmanlık ilişkisi içinde olmak istemediğini ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye hükümetine karşı tavrı nedeniyle bir düşman olduğunu ifade eden Esad Erdoğan ile görüşme konusunda şöyle diyor;

“Ne hissedeceğimi soruyorsanız, ben kişisel olarak, Erdoğan’ın grubundan (kendisinden bile değil) ya da onun ideolojisini temsil eden biriyle el sıkışmak zorunda kalırsam, böyle bir toplantıdan onur duymazdım. Ancak ulusların çıkarları söz konusu olduğunda, kişisel duygularımızı bir kenara bırakmalıyız. Eğer bir araya gelmek sonuç verecekse, ulusların çıkarları için her şeyin yapılması gerektiğini söyleyebilirim. Bu, devlet sorumluluğudur”

Ve şöyle devam ediyor;

“Türkler için koşullar değişmediği sürece, bir görüşmenin sonuç vereceğini zannetmiyorum”

Bu cümlenin devamını yazmaya elim varmadı ama mealen şöyle diyor Esad;

“Türkiye’de Erdoğan ve gurubu yönetimde olduğu sürece hayırlı bir sonuç alınamaz çünkü onlar verdikleri sözlere değil, değişen durumlara göre hareket ediyorlar”

Doğru veya yanlış ama konumunu Türkiye ve Türklere göre değil Erdoğan’a göre belirliyor

Öte yandan Suriye’de nasıl bir kanalizasyon çukurunun etrafında olduğumuzu İdlib’deki cihatçı guruplara ilişkin şu sözleriyle gösteriyor

Diyor ki;

“Bunlar Türkiye’ye gitmezlerse önlerinde iki yolları kalıyor. İlki, silah teslim etmek ve uzlaşı programına uygun olarak rehabilitasyondan geçmek. İkinci yol savaş. Başka seçenek yok, ne bizim ne de onların. Sadece bu iki seçenek”

Alenen “Öyle silah bırakmakla kurtulamazlar. Ya Türkiye’ye gidecekler, ya teslim olacaklar (cezaevlerinde ezeceğiz) ya da İdlib’de yok edeceğiz diyor

Üstelik bu guruplara ÖSO’yu dahil etmiyor. O güruh paso bizde. Çünkü PKK bizim için ne anlam ifade ediyorsa eski ÖSO yeni SMO”da Esad  için aynı anlamı taşıyor (Burası empati noktası) Tam da bu yüzden Suriye Savunma Bakanlığı  Türkiye’yi, Kürtlerle Arapların ortak düşmanı ilan ederek “Türk saldırganlığına karşı birleşme” çağrısı yapıyor

Öte yandan Trump giderken IŞİD’i  bize yıkmıştı zaten

Şimdi de Esad İdlib’deki cihatçıları tam deyimiyle “bize kitlemek üzere”

Çünkü kendisini Allah’ın askeri sanan, epilepsi pandemisinden muzdarip bu 60-70 bin kişilik silahlı guruba, “Türkiye’ye giderseniz yaşarsınız, kalırsanız ölürsünüz’ diyor

Aynı açıklama bize, dış politikamızın üstüne sifon çekilmesini gerektirecek kadar aptalca olduğunu bağırarak söylüyor

Çünkü bizim de iki seçeneğimiz var

Ya İdlib’deki bu sürüyü içeri alacağız, ya da Putin ve Esad’ın İdlib’e saldırmalarını bekleyip 2-3 milyonluk yeni bir göç dalgasını yaşayacağız

Ya 60-70 bine yakın kriminal cihatçımız olacak ya birkaç milyon daha Suriyelimiz

Ya Allah’ın askerlerini ya da kullarını seçeceğiz

Ama aslında bir ihtimal daha var

(Burası önemli)

Şimdiye kadar yazıda geçen Esad’ların hepsini Putin olarak okuyup, bölgede bütün kozları eline verdiğimiz dostumuz Putin’in, İdlib’deki statükoyu biraz daha ötelemek için bize ne satmak istediğine bakarız

Sanırım yakın zamanda Rusya’dan birkaç milyar dolarlık  silah uçak vs alımı yapabiliriz

PCB bizim için hangi kararı verecek dersiniz?

 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.