Tıkanma

Ülkenin en önemli problemleri nedir sorusuna verilecek ortalama cevaplar şunlar olur

Enflasyon, İşsizlik, Terör, Döviz, Ekonomideki çöküş, Dibe vurmuş adalet, Dış politika tutarsızlıkları, Suriye, S-400’ler F-35’ler vs vs

Listeye eklenecek birçok kalem daha var ama bu liste ne kadar uzarsa uzasın listedeki hiç bir şey gerçek sebebin kendisi olma vasfına sahip değildir. Bunlar ülkedeki ana problemlerin çocukları ya da sonuçlarıdır

Bu ülkenin an itibariyle iki ana problemi olduğuna inanıyorum.

İlki, daha birinci yılında tıkanan ne idüğü belirsiz cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi,

İkincisi, işe yarar insan kaynaklarını tüketerek tıkanan akepedir

İlkiyle devam edelim.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini problem haline getiren şey sadece meclisten kopması değil aynı zamanda izole edilmiş saraya taşınarak hayattan uzaklaşmış olmasıdır

Saray, ortak akıldan, ortak hayallerden, beklentilerden, ortak kaygı, korku, ve endişelerden uzaklaşmanın, milletten ve milletin meclisinden kopmanın sembolüne dönüşmüştür

Ülkedeki bütün kurum ve kuruluşların, yasal ve ekonomik düzenlemelerin, sosyal, siyasal ve yargısal faaliyetlerin, dış dünya ile kurulan, gerilen ya da koparılan ilişkilerin neredeyse tamamı tek bir amaca, tek bir kişiye ve tek bir yere hizmet eder hale dönüşmüştür. Sarayı ve PCB’nı daha güçlü kılma hedefi, diğer herşeyin önüne geçmiştir

Yüzyılın bu zaman diliminde akla zarar bir süreçten sonra geçilen yeni rejim, PCB ve bir avuç insanın heva ve heveslerine mahkum kaldığı için tıkanmıştır. Bu haliyle yeni sistem yaşadığımız ve yaşayacağımız bütün sorunların (istisnasız) en önemli kaynağı olmaya devam edecek gibi görünmektedir

İkinci nedene gelince;

İktidar-mış gibi görünen ama artık iktidarın bir parçası olduğu bile hissedilmeyen akepedeki tıkanma ciddi bir noktaya ulaşmış ve Ülkeye zarar vermeye başlamıştır

Bu tıkanıklığın tek nedeni Meclisin dedikodu mekanına,(buna kulis diyenlerde var) ucuz ve sağlıklı beslenme alanına dönüşmesi değildir. Bununla birlikte asıl neden,  eskilerin deyimiyle partide deve dişi gibi kayda değer kimsenin kalmayışıdır

PCB’nın cüssesi büyüdükçe partinin cüssesi küçülmüş, partinin cüssesi küçüldükçe partili cüceleşmiştir. Bu haliyle partinin insan kaynakları konusundaki yoksulluğu sadaka verilebilir boyuttadır.

Daha iyi anlaşılması açısından konuyu örneklemek gerekirse;

Bakan mı lazım?

Binali Yıldırım

Başbakan mı lazım?

Binali Yıldırım

Genel Başkan?

Binali Yıldırım

Meclis başkanı mı?

Binali Yıldırım

Gavur İzmir geri alınacak?

Binali Yıldırım

İstanbul yeniden feth edilecek!

Fatih lazım ama elde var yine Yıldırım

İnsan kaynakları açısından akp’nin manzarası bu

Daha vahimi CB hariç her makama gelmiş Binali Yıldırım’ın akepe dahil neredeyse herkes tarafından  düşük profilli olarak tanımlanmasıdır. Bir insan nasıl daha yüksek profilli olur bilmiyorum

Akepedeki tıkanıklığın bir başka sonucu her yere, her şeye, baş ağrısına, diş ağrısına her derde deva Binali Yıldırım reçetesine itiraz eden kimsenin çıkmamasıdır.

Akepe bu haliyle niteliksiz lise ve imam hatip lisesi kalabalığından müteşekkil bir güruha dönüşmüştür. Nitelikli %10 ise partiden kopmuş şimdi ayrı ayrı birden çok parti kurma noktasına gelmişlerdir

Şu anki akepe kadrosundan ayrılıp parti kurabilecek çapta BİR TEK KİŞİ bile yoktur. Partinin Binali Yıldırım dışında en öne çıkan isimleri  Berat Albayrak, Süleyman Soylu ve Numan Kurtulmuş’tur Bunlardan biri damat diğer ikisi partilerini satmış ve bu satışın çıkardığı gürültü esnasında  şöhretleri artmış iki siyasetçidir. Kendi nam ve hesaplarına parti kurup sokağa çıkmaya kalkışlasalar değil oy, selam verecek adam çıkmaz

Aynı şekilde her derde deva “Binali Yıldırım parti kursa ne olur” sorusu bile abesle iştigaldir

Açıkçası, PCB hükümet sistemiyle birlikte Akepe de tıkanmıştır

Her iki müessese de bu halleriyle ülke için esas probleme dönüşmüştür

Türkiye’nin akepe ve Erdoğan dışında birileri tarafından en az bir dönem yönetilmesi ekmek gibi, su gibi ihtiyaç haline gelmiştir.

Çünkü ülke tarihi bir kırılmanın eşiğindedir. Batı blokundan kopmanın ifade ettiği anlam konusunda insanlar doğru bilgilerle donatılmamıştır. Ülke bir tek kişinin ve onu yönlendiren kliklerin ya da derinlerin tercihiyle eksen kayması yaşamaktadır. Bu oldu bittiye getirilmeyecek kadar önemli bir konudur.

Neredeyse herkesin aldattığı PCB’nın, bu kez de Putin tarafından aldatılmadığından emin olmamız elzemdir. Çünkü S400’le başlayan sözde AB’D’ye karşı bağımsızlık ilanı diye ambalajlanan olgu Rusya’ya bağımlılığa dönüşmek üzeredir ve geri dönülecek nokta tez zamanda aşılabilecek kadar yakındır

Demem o ki;

Herkes bilir, Ruslar satranç ustasıdır, biz tavlacıyız.

Onlar on adım sonrasını hesaplayarak hamle yapar, biz zar atarız

Geldiğimiz nokta elimizde zarlar, önümüzde satranç tahtası ve karşımızda Ruslar…

Yapmayın efendiler, etmeyin

Satranç zarla oynanmaz

 

 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.