İstanbul Neden Önemli

Yeryüzünde şu anda Türkiye’ye en çok düşmanlık, kin ve husumet besleyen ülke hangisidir sorusunun cevabı tartışmasız Suriye’dir.

Hatta Esad ve onun ülkesi Suriye’nin Türkiye ve Erdoğan nefreti o denli büyüktür ki sudan bir nedenle savaşma ihtimalimiz bile çok yüksektir.

Ordumuzun çeşitli gerekçelerle sınırlarından içeri askeri harekat düzenlediği ülkedir Suriye

Kontrol altına alınan yerleşim birimlerine yönetici atadığımız ülkedir.

Kısacası Suriye’nin Türkiye ile savaşa tutuşmak için çok fazla sayıda nedeni mevcuttur. Mevcut konjonktür Suriye’nin bir iç savaştan, yorgun, harap ve zayıflamış olarak çıkması nedeniyle devam ettirilebilmektedir. Ancak bu halin sonsuza dek sürmeyeceğini herkes bilmektedir ve bilmelidir

Mevzuya virgül koyup sürekli söz edilen üst akıl meselesine geçiyorum. Hani şu memlekette yolunda gitmeyen her şeyin sorumlusu olan üst akıl. İktidarı hatadan münezzeh kılan, bütün yanlışları üzerine yıktığımız o üst akıl var ya o!

Soru şu;

Siz o üst akıl olsaydınız ve dedikleri gibi ülkeye diz çöktürmek, parçalamak isteseydiniz ne yapardınız?

Moda deyimiyle hangi büyük oyunu sahneler ve Türkiye’yi hangi ülkeyle savaşa sokardınız ya da sokabilirdiniz?

ABD’mi?

Geçin üst akıl o zaten. Üstelik Türkiye ile savaşa girmeden de savaşı kazanabilecek kadar zekiler

İran?

Sebep?

Geçiniz

Irak?

Hangi Irak?

Kendi içinde bile bütün değillerken Türkiye ile savaş akıllarından geçse gece uyuyamazlar

İsrail, Rusya kat’iyen olmaz hem müslüman değiller hem de Rusya’nın kontrolündeki bir Türkiye kabul edilemez. Ayrıca Üst akıl müslümanı müslümana kırdırmayı sever. Halen islam coğrafyasında en çok Müslüman kanı dökenlerin yine Müslümanlar olması tesadüf değil

Kim kaldı elde?

Bildiniz.

Suriye tabi

Nedenleri sayalım

Erdoğan’a düşmanlar

Türkiye’ye karşı husumet besliyorlar

İç savaşta taraf olduğumuzu biliyorlar

ÖSO denilen güruhu eğitip donattığımızı saklamıyoruz zaten

Adamların ülkesinde adamların rızası hilafına askeri kuvvet bulundurmaktayız

Adamların ilçelerine kaymakam atıyoruz

Suriye’de etkin olan bir çok silahlı cihatçıyı kontrol ettiğimizi düşünüyorlar

İdlib’de bulunan bütün silahlı guruplardan bizi sorumlu tutuyorlar. Zaten bu cihatçı gurupların idlib’de hala hayatta kalma nedeni olarak biz görüyorlar.

İşin kötü yanı Rusya ve İran’da Suriye gibi düşünüyorlar

Üstelik hem Suriye’nin bildiklerini ve hem de henüz bilmediklerini biliyorlar.

Suriye ile hasbelkader bir savaş başlarsa direk müdahil olmasalar bile her iki ülkenin de yani İran ve Rusya’nın Suriye’yi her konuda sınırsızca destekleyeceğini tahmin etmek zor olmamalı.

Şimdi yine üst akıl olalım

Manzara şu;

Savaş başlatmak için bir yığın neden hazır

Nefret ve husumet üst seviyede

Suriye’ye yardım edecek ülkeler de hazır

Ve burası önemli!

Savaşılacak ülkede beş milyon Suriyeli var. Eli silah tutan Suriyeli sayısı Türkiye’nin asker sayısından bile fazla.

Bu ülkede Suriyeli göçmen statüsünde kaç ajan, kaç devlet görevlisinin olduğunu bilen vardır mutlaka ama biz bilmiyoruz!

Türkiye’de Suriye’ye ait silah ve cephane yığınaklarının olup olmadığını da bilen vardır ama biz bilmiyoruz

En önemlisi dökülecek kan müslüman kanı. Ölen de öldüren de müslüman. Her ölü müslüman birilerinin nezdinde daha çok oksijen nerdeyse

Ensar, muhacir benzetmesi ayıptan öte.  Düşmanlık geliştirdiğin  ve milyonlarca insanın öldüğü, iç savaşına benzin döktüğün Suriye’nin 5 milyon insanını kendi ülkene kabul etmek ancak ve ancak bir üst akıl varsa, ona hizmet etmekle olur. Buna bazı romantikler ensar filan diyebilir ama birçok realistin de aynı manzarayı ihanet olarak değerlendireceğinden kuşkum yok

Mevzu bitmedi, daha hikayenin S-400 bölümü var

Ne alaka demeyin çünkü planın bu bölümü de önemli

NATO dan çıkmış bir bir ülkeye dönüşürsek S-400 ler Suriye savaşında hiçbir işe yaramaz. Çünkü arka planda zaten S-400’lerin sahibiyle savaştasınız.

Patriotlar mı?

Nato giderken götürmüş olmasın?

Bir NATO ülkesi olarak kalmadığımıza göre yardım bile alamayız. Ancak istediğimiz kadar silah alabiliriz. Hem biz hem de Suriye, bol miktarda silah alabiliriz. Satarlar yani.

Ama temel soru şu

Bütün bunlar üst aklın işi mi?

Üst akıl mı düşman etti bizi?

Daha birkaç yıl öncesine kadar birlikte Bakanlar kurulu toplantısı yapacak seviyede olan ilişkilerimiz ne oldu da bu hale geldi?

Kendi ülkesindeki demokrasiyi bir yılanı boğar gibi hırsla boğmakta olan bir iktidar, komşu ülkeye hangi demokrasiyi ve neden ihraç etmeye kalkıştı?

Cami Cumhuriyetine dönüşmüş ülkede bunca cami dururken  Emevi Camisinde Cuma namazı kılmak nerden icab etti?

Üst akıl mı ÖSO’yu eğitti, donattı, besledi, büyüttü!

Yazık değil mi?

Çünkü Evet demesek bile “Hayır” diyemediğimiz sorular var.

Kendi ahmaklığımız, aptallığımız getirmediyse buraya bizi hainliğimiz getirdi. Bin sefer engelleyebileceğimiz gidişi hala körüklüyoruz.

Kızgın demiri soğutmak deyiminden seçimi iptal etmeyi anlayan bir iktidar var işbaşında. Üst aklın açtığı yolda, gösterdiği hedefe doğru hiç durmadan yürümeye and içmiş gibi ülkeyi koşar adım sonsuz bir komşu ülke düşmanlığına sürüklüyorlar.

Açıkçası bir üst akıl var bu belli. Ama sorun ondan değil bizim akılsızlığımızdan kaynaklanıyor bile diyemiyorum. Üst aklın emir ve talimatları doğrultusunda hareket etmeye devam edersek  ufukta bir Suriye Türkiye savaşı kaçınılmaz gibi görünüyor.

Savaş diyorum s a v a ş!

Kimsenin gidişatı değiştirme niyet ve çabası yok

İş bize düşüyor yine.

Bize yani millete

Ya biz İstanbul’dan başlayarak bu iktidarı değiştireceğiz, ya da iktidar bu kötü gidişatı değiştirecek.

Bir üçüncü yol yok!

İstanbul tam da bu yüzden çok önemli

 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.