Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu cephesinde neler olduğunu ve motivasyonlarının ne olduğunu bildiğimi söyleyemem. Ancak her satırına katıldığım manifestosunu okuduktan sonra, çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmaları büyük bir dikkatle izlediğimi belirtmeliyim. Evimde ağırlama şansına eriştiğim bir insan Davutoğlu. Aslında  kendisinden önce kitabı gelmişti eve. Hakkında yerli yersiz çok şey söylenen “Stratejik Derinlik” benim için oldukça rafine bir zeka tarafından yazılmış, ufuk açan bir kitaptı. Sevdim kitabı ve o vesileyle gıyabında Davutoğlu’nu da sevmiştim. Garip bir tecelli olsa gerek hala dışişleri bakanı olduğu zamanlarda müşterek bir eskimiş dostla yaptığımız sohbette Akparti içinde fırsat olursa Erdoğan ya da (o zamanlar özgül ağırlığı helyum gazından biraz fazla olan) Arınç’la değil,Read More →

Uzun ve süslü cümleler kurmadan söylemek gerekirse; Ak Parti, başına gelen en büyük felaketin Devlet Bahçeli olduğunu er veya geç anlayacaktır. İkincisi de “akepelileşmedir” İlkinden başlayalım. CB Hükümet sistemi denilen Türk tipi ne idüğü belirsiz “Başkanlık Sistemini” tedavülden kalkmışken yeniden ülkenin gündemine sokan kişidir Bahçeli. Üstelik başkanlık sistemi ve müstakbel başkan aleyhine kavgada söylenmeyecek laflar ettikten sonra, patinaj bile yapmadan, izahsız bir U dönüşü gerçekleştirerek yapmıştır bunu. Hiçbir şey talep etmemiş, hiçbir beklentisinin ve isteğinin olmadığını söylemiştir. Başkan olarak Erdoğan’ı desteklediğini ilan ederek, başkanlık hedefine kilitlenmiş muhatabını adeta kendisiyle ittifaka mecbur etmiştir. Cumhur ittifakının ilanından sonra “ Baraj artık %51’dir” cümlesi AKP’nin uyanması için yeterliRead More →