İslam Laiklik ile Bağdaşmaz

Teknoloji çağının ve Endüstri 4.0 döneminin baş fetvacısı Hayrettin Karaman, büyük bölümüne katıldığım yazısında şöyle yazmış;
“İslam tarihi boyunca bütün ulemaya bugün de İslâmî ilimler alanında çalışan Müslümanların kahir ekseriyetine göre İslam ile laiklik bağdaşmaz”
Doğrudur ve bağdaşır diyenler yanılıyorlar
Gerçek şudur;
Özelde islam, genelde semavi dinlerin hiçbiri, laiklik ile bağdaşmaz. Ama laiklik, islam ve diğer bütün dinlerle bağdaşır.
Dinler laik seküler bir yaşama izin vermez. Çünkü o hayatın her alanını zaten düzenlenmiştir ve başka bir düzenleyiciye dini bir sistem içerisinde yer yoktur. Ayrıca dinin doğruları, doğası gereği tartışmaya açık değildir. Kaynağı vahiy olan kuralların yaygınlaştırılması, anlatılması ve uyulmasının sağlanması, ödülü cennet olan kutsal bir görevdir. Haçlı seferleri ve cihat bu görev inancının kurumsallaşmış halidir.
Laik düzen ise kimseye cennet vaad etmez ama cehennemle de korkutmaz. Cennete gitmek isteyen biri, diğerlerini hiçbir şeye zorlamadığı sürece laik düzende rahatlıkla cennet bileti, tapusu, beraat belgesi arayabilir. Bunun için cemaat ve tarikatlara da katılabilir.
Ama “NEREYE KADAR?”
Cemaatler devleti ele geçirmeye kalkıncaya kadar.
Tarikatlar müritlerine tebliğ ve cihat görevi verene, müritlerini istismar edip onlara ve topluma zarar verene kadar.
Bireyler inançlarını başkasına dayatıncaya ya da başkalarının inançlarına karışıncaya kadar yapılan hiç bir şey laik düzene aykırı değildir.
Ve işin doğrusu laik düzenin hiçbir dinin müminiyle ilgili bir derdi yoktur. Laikliğin sabiti insandır. İnsan hakları özgürlükler demokrasi güvenlik huzur refah eğitim adalet kültür sanat gelecek kaygısı taşımama açısından dünyanın en gelişmiş en müreffeh ülkelerinin tamamı laiktir.
İsrail dahil Ortadoğu coğrafyası dindar, Avrupa laiktir. Afrika dindar Amerika laiktir. Türkiye ise ne laiktir ne de dindar. Dinci görünümlü siyasal islamcılar tarafından yönetilen ve bir kısmı laikle ilgisi olmayan ulusalcıların, kemalistlerin, hamaset sosuyla beslenen Türk ve Kürt ırkçılarının ülkesidir.
Şöyle devam ediyor Karaman;
“İslam hayatın bütün alanlarını kapsar Müslüman ayakkabısını giyerken sağı kullanmaktan başlayarak atacağı her adımın İslam’a uygun ve Allah’ın razı olduğu adım olmasını ister bunu gerçekleştirmeye çalışır.”
Evet. Haklıdır Karaman.
Dinler kul’un Allah’a karşı olan yükümlülüklerini belirlemenin yanısıra, bireyin yaşamını 7/24 düzenler ve bu düzenlemeler doğrultusunda bir yaşam biçimini şart koşarlar. Yatak odası kuralları, sofra kuralları ve hatta tuvalette hangi elin kullanılacağına kadar varan detaylı bir yaşam biçimi tarif edilir. Müslümanın boş vakti olmaz mesela. Hiçbir şey yapması gerekmeyen bir zaman dilimindeyse bunu hayır işleri ya da ibadet ile doldurması beklenir. Bu bağlamda hayır işlerinde kullanılanlar müstesna cep telefonları bile mekruhtur çünkü bağımlılık yaparak Müslümanın zamanından çalmaktadır.
Laik düzen içinde benzer şeyler söylenebilir. Bu kadar detaylı olmasa da uyulması gereken kurallar, kural ihlallerine karşı gelen yaptırımlar ve benzer düzenlemeler bütün laik sistemler içerisinde yer alır.
Fark şudur;
Lâik bir düzenin herhangi bir alandaki kuralları sabit değildir. Zamanın ruhu değiştikçe yaşamın kuralları da değişir. Dinlerde bireyin Allah’a karşı olan görev ve yükümlülükleri bireylerin birbirlerine karşı olan görev ve yükümlülüklerinden daha fazladır. Ancak laik düzen içersinde durum tam tersidir. Laiklik Allah ile kul arasındaki duvar olmadığı gibi köprü de değildir
Karaman Hocaefendinin meramını anlattığı şu bölüme de katılıyorum;
“Referandum seçim ülkenin düzeni liyakat adalet ahlak… dinin yerine göre bağlayıcı uyarıcı yol gösterici sınırlayıcı serbest bırakıcı… talimat ve düzeni dışında değildir.”
Böyledir.
Ilımlı islamcılarla siyasal islamcılar itiraz ve inkar ediyor gibi görünselerde gerçeğin bu olduğunu en iyi bilenler onlardır. Kaldı ki, “hiç ölmeyecekmiş gibi” yaşanması gereken ve bir imtihan olduğu kabul edilen dünya hayatının, “dinin yerine göre bağlayıcı uyarıcı yol gösterici sınırlayıcı serbest bırakıcı… talimat ve düzeni dışında” kalması aklen de mümkün değildir.
Hasılı Efendiler;
Karaman Hocaefendi doğru söyler. Ama eksiktir söyledikleri.
Yukarıda “nereye kadar” sorusuna verdiğimiz cevaplar, laik düzenin ve laik bir zihnin cevaplarıdır.
Ancak bütün referanslarını dinden alan bir mürit, bir cemaat ehli ya da bir müminin cevabı farklı olacaktır. Çünkü cemaatler ve tarikatların varlık sebebi, dini bir düzen özlemidir. Cemaat ve tarikatlar ile dindar bireylerin, dinin inkar edilemez doğrularını diğerlerine tebliği ve dayatması da kutsal bir hak ve ihmal edilemez bir görevdir. Bu yüzden de “nereye kadar?” sorusunun cevabı bu cenahta tam olarak şöyledir
Sonuna kadar!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.