Cumhur İttifakı

AKPartinin MHP ile “cumhur ittifakı” kurarak, ortaklarını yarı yolda bırakma konusunda hayli kabarık bir sicili olan Bahçeli’nin ipiyle kuyuya inme cesareti göstermesi zor izah edilir bir durum gibi görünüyor. Seçim zamanlarında hep en vurucu, en akıcı, en unutulmaz ve hem akla hem de kalbe hitap eden sloganlar seçen Sayın Erdoğan’ın, Bahçeli tarafından önerilen bu ruhsuz, soğuk, bir şey vaad etmeyen, melodisi ve ışığı olmayan böylesine gri bir isimlendirmeye razı olması da hayli ilginç. Eğer Bahçeli’nin niyeti ittifakı sabote etmek değilse -ki bundan emin değilim- “ cumhur ittifakı” tanımının hiçbir yerinde siyasi zekanın parmak izine rastlamanın mümkün olmadığını söyleyebilirim.
Ancak aynı değerlendirme ittifak için geçerli değil. Çünkü tasarı ittifakın tarafları arasındaki simbiyotik ilişkiyi siyasetin olağan akışına gayet uygun bir biçimde düzenleyen zekice hükümler taşıyor.
Daha önceden partisini “Cumhurbaşkanlığı yarışından çekerek” neredeyse “siyasi yaşamdan da çekme” eşiğine kadar gerileten Bahçeli, bu ittifak sayesinde tasfiye olmaktan -şimdilik- kurtulmuş durumda. İttifak bu açıdan MHP için yaşamsal önemde ve Bahçeli için kaçınılamaz bir mecburiyet.
İttifakı AKParti açısından zorunlu kılan nedenlere gelince:
MHP’nin baraj altında kaldığının anlaşılması ittifakı zorunlu kılan ilk neden bence. MHP’den çok Bahçeli’nin MHP’sinin mecliste olmamasının doğuracağı boşluk AKParti için yeterince tehdit ediciyken, o boşluğun İYİParti tarafından doldurulması ihtimali durumu tam bir felakete çevirebilir. Bunu önlemenin en kolay yollarından biri de bu ittifak zaten. MHP’nin baraj sorununu ortadan kaldıran bu düzenleme AKPartinin mecliste tek başına kalma ihtimalini de bertaraf ediyor.
Bir diğer neden ise, İYİPartinin baraj sorunu olmadığının anlaşılmış olması gibi duruyor. Ki bana göre MHP’nin baraj sorununu aşmasını sağlayan düzenleme, eğer olsaydı İYİPartininde baraj sıkıntısını gideren bir düzenleme olacaktı.
Tam da bu nokta da biraz durmak gerekiyor. Hem MHP’nin hem de İYİPartinin baraja takıldığı bir seçimin sonuçları en çok kime yarar sorusunun cevabı açıktır. Elbette AKPartiye. BDP’nin de baraj altında kalması halinde, siyasi zeminin AKParti için dikensiz gül bahçesine dönüşeceğini anlamak için siyasetle ilgilenmeye bile gerek yok. Böyle bir durumun AKPartiye tek başına Anayasayı değiştirecek çoğunluğu verme ihtimalinin varlığını da kimse yadsıyamaz.
Bu durumda AKPartinin bu cazibeli ihtimallerin hepsini elinin tersiyle iterek ortadan kaldıran ve hem MHP’nin hem de İYİPartinin mecliste yer almasını garantileyen bu ittifak düzenlemesini neden yaptığını sormak gerekmez mi?
Bana göre;
İYİParti, CHP ile ittifak yapsa da yapmasa da barajı geçiyor olmasaydı bu düzenleme yapılmazdı. Yapıldı çünkü sonuçları CHP ve İYİParti açısından hayati önemde değil.
Yapıldı çünkü MHP’nin bu ittifak dışında yaşama şansının olmadığı biliniyordu.
Yapıldı çünkü bir yandan MHP’nin baraj sorununun ortadan kaldırıldığının gösterilmesi diğer yandan da iktidara ortak olacağı algısının yaratılması gerekiyordu.
Yapıldı çünkü MHP’ye verilen her oy İYİPartiye verilmeyen bir oydu.
Yapıldı çünkü MHP’nin aldığı her oy ittifakın ve dolayısıyla AKPartinin de oyuydu.
AKParti ve MHP arasındaki simbiyotik ilişkinin bunlardan başka karşılıklı kurumsal yada kişisel çıkarlara da yaslanmış olması mümkün. Ancak bunu bilme şansımız ne yazıkki yok.
Naçizane;
Koalisyonlara karşı olmadığım gibi ittifaklara da karşı değilim. Tam tersine partilerin birbirleri ile uzlaşmalarının toplumsal alanda da karşılığının olacağını düşünüyorum. Anlaşma, uzlaşma, koalisyon yada ittifak, adı ne olursa olsun partilerin asgari müştereklerde birleşmesini sağlayan her vicdanlı, ahlaklı, dürüst ve eşitlikçi düzenlemelere bu ülkenin ihtiyacı var. İttifak yasasının böyle bir düzenleme olup olmadığını yakında göreceğiz

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.