DEAŞ’ta ki Amerikan Parmak İzi

Ken O’Keefe, Eski bir Amerikan askeri ve şimdi Politik Analist. Videosunu herkesin izlemesi gerektiğine inandığım için buraya aldım. Sabırsızlar için konuşmanın geniş bir özetini aşağıya alıntıladım. Suriye’de olanlar ile Irak’ta olanlar arasındaki ilişkiye bakışı dikkate değer.
Ortadoğu politikasının ne olduğunu gerçekten anlamak istiyorsanız Odin Yimon’un 1980’lerde “İsrail’in stratejisini” okumanız gerektiğini savunuyorum. Bu belgedekiler, şimdiye kadar harfiyen gerçekleşti. İsrail’in temel hedefleri, büyük İsrail projesi doğrultusunda genişlemek ve büyümek, bunun için genişlemesinin meşrulaştıracak bir mazerete ihtiyacı vardı.
Bunun için bölgede mezhep temelli nefret ve şiddetin tohumlarını ekmemiz gerekirdi. Bu planın bir numaralı hedefi Irak’ta bunu başardık, gerçekte hepsi planın parçası. İrak’ı üç ayrı devlete bölme planının bir parçası. Suriye’ye baktığımızda da amacım yine aynı olduğunu görüyoruz, komik gelebilir ama DEAŞ’ın açılımı İsrail gizli istihbarat Servisi olabilir.
DEAŞ’ın üzerinde ABDnin parmak izlerinin olmadığını söylemek saflıktan daha ötedir bana şu sorunun yanıtını verin: neden DEAŞ olsun El Nusra olsun ya da El Kaide bir kez olsun İsrail’e saldırmadı. Bırakın saldırmayı DEAŞ militanları Golan tepelerinde hatta İsrail’de tedavi görüyorlar? Sizce bu ne anlama geliyor?
Herşey amerikan yüzyılı projesinde tasarlandığı oluyor. Şöyle deniyor orada: Tam küresel hakimiyet hedefine ulaşmak için yeni bir pearl harbour’a ihtiyaç var. Bu olmadan ne amerikan halkına ne de dünya milletlerine anlatamazsınız. biz dünya genelinde savaşlar açacağız istila ve işgal yürüteceğiz. tam hakimiyet hedefi için denizde havada karada uzayda ve siber uzayda tam kontrol sağlamak için milyarlar ve belki de trilyonlar harcıyorcağız. Amerikan halkı bunu kabul etmez. Onlara bunu anlatamazsınız bunun için onlara yalanlar söylemeniz lazım. İşte günbegün gördüğümüz ve yaşadığımız şey tam da budur.
50 yıldan uzun süren soğuk savaşta en başından saçmalıktı. Aslında bir Sovyet işgal tehdidi hiçbir zaman olmadı. Ama yıllarca nükleer silahlar geliştirmek için çılgınca para harcadık. Bu gerçek anlamda tamamen ve topyekün bir kollektif deliliğe dönüştü
Bugün yine oturmuş burada Suriye’yi açıkça tamamen yok etmeyi amaçlayan bir politikayla dünyayı tehdit eden üçüncü Dünya Savaşı tehlikesinden bahsediyoruz. Azıcık aklı olan biri, Beşar Esad’ı devre dışı bıraktığımızda ortaya çıkan güç boşluğunun en güçlü çıkar odakları tarafından doldurulacağını bilir. O odaklar kim? Şu an bizim dostlarımız ve müttefiklerimiz; bizim yarattığımız küçük frankeştaynler; buna ister El Kaide deyin ister El Nusra, isterseniz de son yarattığımız canavar DEAŞ, bu boşluğu bunlar dolduracaklar.
Dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus da İslam devleti ile uzaktan yakından ilgisi olmayan sözde İslam devleti. Evet İslam’a yönelik bir savaş var. Dünyada çoğu Müslümanın idrak ettiği haliyle İslam, birini zorla Müslüman yapmayı veya onu öldürmeyi mutlak anlamda, %100 yasaklıyor. Uzun lafın kısası hiçbir Müslüman, sadece din değiştirmiyorlar Müslüman olmuyorlar diye erkekleri kadınları ve çocukları infaz etmeyi meşru görmez.
Bu insanlar Müslüman olamaz. Onlar birleşik devletler canavarı ve onun yardakçıları İsrail İngiltere ve diğerlerinin yarattığı canavarlardır. Bu canavarlar, ABDnin özünü oluşturan asla bitmeyen savaş politikasını ve devam eden cinnet halini meşrulaştırmak için bilinçli olarak yaratıldılar
İsrail kelimenin yasal anlamıyla sözlük anlamıyla aktif soykırım politikaları izleyen korsan bir devlet, suçlu bir devlettir. Bu ülkeyle ilişkiler derhal kesilmeli.
Amerika, mutlak tehlikelerle dolu bir devlet olarak tüm dünyanın nefret ettiği bir yer olmaya devam ederek insanlığa üçüncü dünya savaşını getirebilir.
GÜNÜN VİDEOSU
DEAŞ El Nusra El Kaideyi kim yarattı?

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.