Ezip Geçeriz!

Manzara-i umumiyemiz an itibariyle şudur.
Savaşa teşne bir iktidar partisi, bütün umudunu mültecisi olduğu iktidara bağlamış, savaşın beşiğinde sallanmaya pek meraklı, ne iktidar ne de muhalefet olmayı beceremeyen bir küçük parti ve 10 bin şehit vermekten bahsedebilecek kadar zamanın ruhundan kopmuş bir ana muhalefet partisi. Sanırsın ki “yurtta sulh, cihanda sulh” diyen adam ne bu ülkeyi kurmuş ne de bu partiyi. Herkes savaştan yana, herkes savaşçı.

Ancak bu savaşçılar, şimdiye kadar yaşanan savaşlarda ne kadar insanın katledildiğini, 20. Yüzyılın “cinayet yüzyılı” olarak tanımlanmasının sebebini ve savaşın uzun zamandan beri sadece islam coğrafyasında ikamet ettiği gerçeğini sanırım bilmiyorlar.

Hatırlatırım;

İnsanlığın kayıt altına alabildiği savaşlarda bugüne kadar ölen insan sayısı 3.700.000.000 Yazıyla “ÜÇMİLYARYEDİYÜZMİLYON”

Cornell Üniversitesi’nde 2006 yılında yapılan bir çalışmada 20 yüzyıldaki savaş ve çatışmalarda yaklaşık 136,5 milyon ila 148 milyon arasında insanın öldüğü belirtiyor. Bu da 20. Yüzyıla “Cinayet yüzyılı” denmesi için yeter sebep olsa gerek. Üstelik ölenlerin çoğu asker değil. I. Dünya Savaşı’nda ölen her 100 kişiden 14’ü, II. Dünya Savaşı’nda ölen her 100 kişiden 70’i, 1990’lardaki savaşlarda ölen 100 kişiden 90’ı asker değil.

Eskiden ordular arasında cereyan eden savaşlar, ulus devletin inşasından sonra milletlerarası kimliğe büründüğü için ölen sivil sayısı sürekli artmış. Zaten ordularının başında sefere gidip hayatlarını kaybeden krallardan bu yana çok şey değişti. Modern savaş tarihinde, savaş ilan edip sonra ilan ettiği o savaşta ölen bir tek devlet başkanı olmadı henüz. Şimdilik savaş ilan edenler ölmüyor, yakın gelecekte savaşanların da -yani hiçbir askerin de- ölmeyeceği, yalnızca sivillerin öleceği savaşlar göreceğimizi söylemek kehanet değil. Bir sonraki aşama, kurtulabilenlerin yalnızca yeterli donanıma sahip askerler olduğu savaşlar gibi görünüyor.

Devam ediyorum ama sıradaki rakamlar feci derecede iç burkucu.
Son 10 yıldaki savaşlarda 2 milyon çocuk ölmüş. 6 milyon çocuk sakat, 12 milyon çocuk evsiz, 1 milyondan fazla çocuk öksüz veya yetim kalmış. On binlerce çocuk tecavüz ve işkenceye uğramış ne yazık ki. Sadece Balkan Savaşı’nda Bosna’da tecavüze uğrayan kadın sayısı 20 bin. Bu rakamlara ne Suriye ne de minicik bedeni kıyılarımıza vuran Alyan bebekler dahil değil.

En çok ölüm savaşla geliyor ama ölüm sadece savaşla gelmiyor.

2016 yılı verilerine göre, dünyada her yıl intihar ederek ölenlerin sayısı 1.000.000’a ulaşmış durumda.
2016’da Açlıktan ölenler 800.000 kişi ama tokluktan (obeziteden) ölenler 1.200.000 kişi.
Trafik kazalarında her yıl 1.100.000 kişi ölürken, -ölüm neyse de- engelliye dönüşenlerin sayısı on milyonlarla ifade ediliyor
Ev kazalarında 30.000 kişi hayatını kaybediyor 20 milyon kişi yaralanıyor
Geldik terörle kuracağımız sayısal ilişkiye.
Dünyada Terörden en çok 2016 yılında insanlar ölmüş. 34.000 kişi. Bu sayı 2000 yılında sadece 3600 kişi. Son yüzyılın terör istatistikleri bile sağlıklı olarak tutulmamış çünkü terör modern çağın mikrobu. Ülkemizde sayılar nispeten ortalamadan biraz daha yüksektir ama yine de terör konusunda bizden beter durumda -neredeyse hepsi müslüman- bir çok ülke var.
Yani kendimizi öldürme ihtimalimiz yada bir trafik kazasında ölme ihtimalimiz bir terör saldırısında ölme ihtimalimizden kat be kat fazla.
Bir ABD’linin obeziteden ölme ihtimali terörden ölme ihtimalinden yüzlerce binlerce kez daha yüksek.
Özetlemek gerekirse bir insanın terörden ölme ihtimaliyle evindeki bir ev kazasında ölme ihtimali nerdeyse aynı.
Sayıları bir kenara bırakıyorum. Savaş ilan edilecekse cehalete, fakirliğe, çaresizliğe, yokluğa, açlığa, susuzluğa, yoksulluğa, yolsuzluğa ilan edilmeli. Azrail’in bomba, mermi, roket kılığında kol gezdiği islam coğrafyasında “savaşa savaş” ilan edilmeli
Terörü ne yapacağız?

Naçizane tavsiyem;
Gereğinden fazla önemsemeyeceğiz. Çünkü terörün en önemli beklentisi önemsenmektir. Gerekirse bile büyütmeyeceğiz. Sürekli gündemi belirlemesine, gündemimizi işgal etmesine izin vermeyeceğiz. Tüm zamanların en ses getiren eylemini yaptıktan sonra keyifle televizyonun karşısına geçip haberleri bekleyen teröristin keyfini kursağında bırakacak, suratında donduracağız. Çünkü programın en sonunda iki cümleyle duyuracağız olayı.

Herşeyi denedikten sonra, herşeyi denediğimizi hem ülkemize hem de dünyaya gösterdikten sonra hala çözülemiyorsa, geriye tek seçenek olarak savaş kalıyorsa “EZİP GEÇERİZ”

GÜNÜN VİDEOSU

Başkalarının Gözünden Erdoğan