Fetösü Olmayan Ne Anlar Halimizden


 

Dünya Adalet Projesinin bu yıl yayımladığı Hukukun Üstünlüğü Endeksine göre hiç olmadığı kadar berbat durumdayız. Hatta duymaya alışkın olduğumuz terminoloji ile söylemek gerekirse ”hukuksal berbatlıkta rekor üstüne rekor” kırıyoruz.

Toplam kriterlere göre 113 ülkeden 100’ü “hukukun üstünlüğü” konusunda bizden iyi durumda. Yani 101 sıradayız. Bu konuda da her zaman ve her konuda olduğu gibi ikiye bölündük. Bir kısım sonuçtan siyasal iktidarı sorumlu tutarken, ülkenin diğer kısmı World Justice Projecti (WJP) suçlayarak işi Fetöcü olduklarını ilan etmeye kadar götürdüler.
Hikaye bununla sınırlı değil. Bireylerin yaşam ve mülkiyet haklarının korunup korunmadığının ölçüldüğü güvenlik endeksinde 106. sıradayız ve bu en kötüsü değil.
Temel insan haklarının korunup korunmadığının ve bu hakların saygınlığı konusunda karnemizde ciddi sorunlar var. Sıralamadaki yerimiz 107.lik ve bu hala en kötüsü değil
Yöneticilerin kanunlara hangi oranda tabi olduklarına, sivil toplumun ve bağımsız medya kuruluşlarının iktidarı kontrol edip etmediklerine ilişkin değerlendirmelere göre bulunduğumuz yer en kötüsü hatta korkunç: Rakamla 111, yazıyla “yüzonbir” Arkamızda sadece Zimbabve ile liderini pek sevdiğimiz Venezuela var.
Bu sıralamaya açıkçası gönlüm şiddetle itiraz ediyor. Aklım “yargı yerlerde” diyor ama hemen arkasından da “bu kadar da değil” diye isyan ediyor.
Sıralamada nispeten daha iyi olduğumuz konular ve kriterler de yok değil. Rüşvet, yolsuzluk ve kamu kaynaklarının kötüye kullanılıp kullanılmadığı ölçeğinde 54. Sıradayız
Cezai adalet açısından yargılamaların süresi, soruşturmaların etkinliği ve hükümet baskısına maruz kalıp kalmadığı husularında 74. Sıradayız
Devam edelim;
İdarenin iş ve eylemleriyle birlikte, yasal düzenlemelerin devadil ve etkili bir şekilde uygulanıp uygulanmadığına ilişkin endeksteki sıramız 84.
Hükümetlerin açıkladığı bilgilerin gerçeğe uygunluğunun denetlendiği, bilgi edinme hakkı ve taleplerinin etkin kullanılıp kullanılmadığına ilişkin şeffaflık, açıklık kategorisinde 93. sıradayız.
94. sırada olduğumuz endeks ise adli hukuk alanında. Adalet sisteminin insanların mağduriyetlerini etkili bir şekilde çözüp çözemediğinin ölçüldüğü bu kriterde de oldukça gerilerdeyiz.
Coğrafik olarak konumlandığımız Doğu Avrupa ve merkez Asya’da yer alan 13 ülke arasında sonuncuyuz.
Gelir oranına göre oluşturan ve içinde yer aldığımız 36 ülke arasında 35.yiz.
Sıralamalar ne derece güvenilir bilmiyorum. Ama aynı proje kapsamında 2014’te 59. Sırada 2015’te ise 80. Sırada gösterildiğimize göre önyargı şüphesinin küçülmesi gerekir.
Ancak bize ait sıralamalarda bariz çelişkiler ve diğer ülkelerde görülmeyen bir makas aralığı var. Bir uçta 54. sıra diğer uçta 111. sıra. Mantıklı değil.
Neden mi?
101. sırada olduğumuz genel endekste arkamızda yer alan son12 ülkenin tamamı, diğer kriterlere göre düzenlenen endekslerde de sürekli en son sıralarda yer almaktalar. Yine listenin başında yer alan ilk 12 ülke de, diğer bütün kriterlere göre düzenlenen endekslerde de ilk sıralarda yer almaktalar. Orta sıralarda yer alan ülkelerde makas biraz açıksa da bizdeki gibi büyük farklar hiçbir ülkenin sıralamalarında mevcut değil.
Bu benzersizliğin bizde Fetö’nün olmasıyla ilgili olduğunu sanıyorum. Görünen şu. Fetöyle mücadelenin OHAL hukukunu gerekli kılmasının doğurduğu sonuçlardan biri de bu. Binlerce gözaltı, tutuklama ve ihraç müeyyideleri çok hızlıca uygulandı. Ancak bu tasarrufların yerindelik denetimi etkin bir biçimde ve makul bir sürede yapılamadı. Yoksa üç yılda 59. Sıradan 101. sıraya gerilemek, isteyerek bile gerçekleştirilebilecek bir şey değil. Çünkü olağan koşullarda bu denli gerilemeyi gerektirecek uygulamalar, toplumda infial, isyan, kargaşa ve ilk seçimde iktidarın alaşağı edilmesiyle sonuçlanırdı. Ama Fetöyle mücadeleye verilen toplumsal destek, hukuktaki daralma ve eksilmeyi hatta yer yer hukuksuzluğu bile katlanılabilir kılıyor. “Hukuksuzluğun hukuku” olarak tanımladığım OHAL’e, kamuoyu desteğinin hala devam ediyor olabilmesinin nedeni de bu mücadele zaten.
Son söz ve naçizane tavsiyem;
“Fetösü olmayan ne anlar Fetösü olanın halinden” diyerek WJP’nin raporu bu yıl görmezden gelinebilir diye düşünüyorum.

NOT
KHK sayısı daha bir elin parmakları kadarken, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamak kimsenin aklından bile geçmezken, Hukukun siyasetin köpeği olduğu henüz ilan edilmemişken, sivillere cezasızlık KHK’sı daha yokken yani 2016’da zaten 99. sıradaymışız. Ülkede son bir yılda hukukumuzdaki reel  gerilemenin sıralamadaki gerilemeye tam olarak yansımadığını düşünüyorum. Eğer 99 doğruysa 101 yanlıştır. 101 doğruysa 99 abartılıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir