Özgür Suriye Ordusu’ndan Demokratik Suriye Güçlerine

Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) saçmalığının Amerika’nın Demokratik Suriye Güçleri dayatmasından (DSG) ne farkı olduğunu anlamak  kolay değilse de, ikincisinin birincinin sonucu olduğunu söylemek pekala mümkün görünüyor. Ya da ÖSO’dan DSG’ye uzanan yolun taşları, dış politikamızdaki aptallıklarımızla döşenmiştir demekte mümkün. Ancak bu gereksiz yaklaşımlardan bir an önce kurtulmanın ve akla fırsat vererek onun kılavuzluğunda ne yapacağımıza karar vermenin arefesindeyiz.
Görünen şu;
ABD’nin binlerce tır silah göndererek donattığı ordunun, sınırımıza konuşlandırılacak olması Türkiye için, sınırları içinde bulunması, bağımsızlık ve toprak talebinin olması nedeniyle de Suriye için önemli bir tehdit unsuru oluşturmaktadır..
Nitekim Suriye, ABD’ni ve desteklediği unsurları “işgalci” olarak nitelendirmiş ve böylelikle zımnen Türkiye ile aynı pencereden baktığını deklere etmiştir.
Son birkaç yıla yayılan süreçteki Suriye politikamızdan söz etmenin, bundan dolayı  suçlu aramanın ne yeri ne de zamanıdır.  ABD uluslararası hukuka aykırı bir biçimde işgalci olarak bulunduğu bir ülkede, emir ve komutası altında, iyi silahlandırılmış 30.000 kişilik bir ordu kurmaktadır. Bu ordu Suriye kadar Türkiye içinde sorundur.  Ayrıca bölgesel çıkarları nedeniyle İran, Irak ve Rusya  içinde  bu durum kabul edilebilir değildir.
Bu yüzden savaş çığırtkanlarına fırsat vermeden bütün bu ülkelerle birlikte hareket etmenin zorunlu olduğunu görmek gerekmektedir. Hatta Suriye ile birlikte hareket etme zorunluluğunun kaçınılmaz olduğu, bu gereksiz  düşmanlığın tohumunu atanlar tarafından  iyice bilinmelidir.
ABD’nin bu hamlesinin bir NATO ülkesi olan Türkiye’yi İran ve Rusya bloğuna biraz daha iteceğini hesaplayamamış olması imkan dahilinde değildir. O  zaman 30.000 kişilik bir orduyu Türkiye’den daha kıymetli yapan şeyin ne olduğu sorusuna cevap bulmamız gerekir. Yani esas soru budur. Kafamdaki cevaplar başka bir yazının konusudur diyerek geçiyorum

Naçizane Tavsiyem,
Ne yazık ki biraz zul görünse de“kardeşim Esad’a” dönmek yapılabilecek en doğru hamledir. Çünkü sonraki hamlelerin başarısı büyük oranda buna bağlı olacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir