AYM / Ağır Yaralı Mahkeme

Gerçek şu;

Ülkede hukukla adalet arasındaki mesafe her geçen gün biraz daha açılır oldu. Hukukta önce Fetöcülerin, sonrada Fetöyle mücadelenin yarattığı tahribat tam bir yıkıma dönüşmüş durumda. Son gerileme olarak AYM’nin hak ihlali kararına rağmen Ceza Mahkemeleri Şahin ALPAY ve Mehmet ALTAN’ın tutuk hallerinin devamına karar verdi.

Öncelikle ceza mahkemelerin verdiği tutukluluğun devamı kararlarının hukuka uygun olmadığını belirtmem gerekiyor. Çünkü Anayasamızda yer alan bireysel başvuru hakkı, bireyi böylesi durumlardan koruma amacını bünyesinde barındırmakta ve bu açıdan AYM’yi doğrudan ve doğal olarak bütün adli mahkemelerin üstü konumuna getirmektedir. Adli mahkemeler AYM kararlarının tartışılabileceği mecralar değildir. Yine AYM’nin görev ve yetki sınırlarının çerçevesini çizmek yerel mahkemelerin haddi değildir. Bu nedenle ilgili kararlar doğru olmanın yakınında bile değildir.

ikinci olarak uluslararası hukuk zemininde ülkemizi hesaplanmamış bir riskle karşı karşıya bırakmıştır. Verdiği kararlara hukuki değer atfedilmeyin bir mahkemeye, bireysel başvuru hakkının varlığı anlamsız kalmıştır. Bu karar özellikle yargılamalardaki hak ihlali taleplerinin AİHM’e giden yolunu kısaltmıştır. Çünkü AYM sonuç alınan bir başvuru makamı olmaktan çıkarılmıştır. Yargıyı yakın bir döneme kadar işgalinde tutan Fetöcü yargıçların temizlendiğine inandığım için bu kararın arkasında Fetö iradesini aramıyorum ancak içerdeki fetöcülerin hak ihlallerine ilişkin başvuruları için de AYM’ni aradan çıkardıklarını da görmezden gelemiyorum.

AYM’ne bireysel başvuru yolunu iptal ederek Anayasayı değiştiren ceza mahkemelerinin bu denli cesur ve korkusuz olabilmeleri hayatın ve hukukun olağan akışına uygun değildir. Siyasi iradenin bilgisi ve onayıyla hareket etmiş olmaları ihtimal dahilindedir ve bu ihtimal daha da ürkütücüdür. Tutuksuz da olsa yargılanıp cezalandırılabilecek kadar göz önünde olan iki kişinin tutuklu kalmasından beklenen, umulan kamu yararı, ne olabilir aklım almıyor. İki adam tutuklu kalsın diye binlerce adamın AİHM’e gitmesinin önünü açan ve o arada ülkenin en yüksek mahkemesini taammüden vuran ve “Anayasa’yı ihlal suçunu işleyen” bu ceza mahkemelerinin HSK tarafından acil bir biçimde incelenmesi zorunludur.

Bu arada “KHK’ları denetleyemem” kararı verirken iktidarın AYM’si olmakla suçlanan yüksek mahkemede Fetöcü avına çıkılması gerektiğini söyleyenler var. Fetöcü avı gerekiyorsa ülkeyi bir anda bu kaosa iten ceza mahkemelerinde aranmasının daha isabetli olacağını düşünüyorum. Ancak bir cadı avından söz etmediğimin de kayıtlara geçmesini istiyorum.

Son söz;

Kendi yüksek mahkememizi komaya sokup Avrupa’nın yüksek mahkemesinin kararlarına uymak zorunda kalmak, hem yerli hem de milli bir yaklaşım olarak alkışlanabilir ki muhtemelen alkışlanmıştır da. Ancak bu kararlar ne akli, ne hukuki, ne ahlaki ne de haklıdır.

Naçizane tavsiyem;

Anayasayı ihlal suçunu işleyen Ceza Mahkemeleri yargıçları hakkında suç duyurusu yapılabilir.  Bununla birlikte AYM kararlarının uygulanmasının önündeki zihinsel engelleri kaldıracak yasal düzenlemelerin tereddüte yer bırakmayacak biçimde yapılması gündeme alınmalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir