Yeryüzünde şu anda Türkiye’ye en çok düşmanlık, kin ve husumet besleyen ülke hangisidir sorusunun cevabı tartışmasız Suriye’dir. Hatta Esad ve onun ülkesi Suriye’nin Türkiye ve Erdoğan nefreti o denli büyüktür ki sudan bir nedenle savaşma ihtimalimiz bile çok yüksektir. Ordumuzun çeşitli gerekçelerle sınırlarından içeri askeri harekat düzenlediği ülkedir Suriye Kontrol altına alınan yerleşim birimlerine yönetici atadığımız ülkedir. Kısacası Suriye’nin Türkiye ile savaşa tutuşmak için çok fazla sayıda nedeni mevcuttur. Mevcut konjonktür Suriye’nin bir iç savaştan, yorgun, harap ve zayıflamış olarak çıkması nedeniyle devam ettirilebilmektedir. Ancak bu halin sonsuza dek sürmeyeceğini herkes bilmektedir ve bilmelidir Mevzuya virgül koyup sürekli söz edilen üst akıl meselesine geçiyorum. HaniRead More →

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu cephesinde neler olduğunu ve motivasyonlarının ne olduğunu bildiğimi söyleyemem. Ancak her satırına katıldığım manifestosunu okuduktan sonra, çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmaları büyük bir dikkatle izlediğimi belirtmeliyim. Evimde ağırlama şansına eriştiğim bir insan Davutoğlu. Aslında  kendisinden önce kitabı gelmişti eve. Hakkında yerli yersiz çok şey söylenen “Stratejik Derinlik” benim için oldukça rafine bir zeka tarafından yazılmış, ufuk açan bir kitaptı. Sevdim kitabı ve o vesileyle gıyabında Davutoğlu’nu da sevmiştim. Garip bir tecelli olsa gerek hala dışişleri bakanı olduğu zamanlarda müşterek bir eskimiş dostla yaptığımız sohbette Akparti içinde fırsat olursa Erdoğan ya da (o zamanlar özgül ağırlığı helyum gazından biraz fazla olan) Arınç’la değil,Read More →

Uzun ve süslü cümleler kurmadan söylemek gerekirse; Ak Parti, başına gelen en büyük felaketin Devlet Bahçeli olduğunu er veya geç anlayacaktır. İkincisi de “akepelileşmedir” İlkinden başlayalım. CB Hükümet sistemi denilen Türk tipi ne idüğü belirsiz “Başkanlık Sistemini” tedavülden kalkmışken yeniden ülkenin gündemine sokan kişidir Bahçeli. Üstelik başkanlık sistemi ve müstakbel başkan aleyhine kavgada söylenmeyecek laflar ettikten sonra, patinaj bile yapmadan, izahsız bir U dönüşü gerçekleştirerek yapmıştır bunu. Hiçbir şey talep etmemiş, hiçbir beklentisinin ve isteğinin olmadığını söylemiştir. Başkan olarak Erdoğan’ı desteklediğini ilan ederek, başkanlık hedefine kilitlenmiş muhatabını adeta kendisiyle ittifaka mecbur etmiştir. Cumhur ittifakının ilanından sonra “ Baraj artık %51’dir” cümlesi AKP’nin uyanması için yeterliRead More →

İhtimal odur ki, Arda Turan bir dönem Türkiye’nin en sevilen futbolcusu ve belki de en sevilen insanıydı. Aşırı fanatik çok küçük bir zümre dışında ülkede futbolu seven sevmeyen her insan için Arda, bu ülkeyi yurt dışında başarıyla temsil eden genç bir figürdü. Özellikle Atletico Madrid ve Barcelona’da oynadığı yıllarda olağanüstü işler yapmış, iki Uefa kupası, bir süper kupa, iki La Liga şampiyonluğu, son saniyede kaybedilmiş bir şampiyonlar ligi finali, üç kral kupası, iki İspanya kupası, bir yığın gol ve tonlarca asist biriktirmişti. Öte yandan futbol piyasamızın yabancıların radarına takılmasını sağlayan kişide Arda’ydı. Birçok futbolcunun yurtdışına transfer yaptığı dönemin, Arda’nın Barcelona’da oynadığı döneme denk gelmesi tesadüfRead More →

AkePe Genel Başkan Yardımcılarından Ali ihsan Yavuz’un YeSeKa çıkışı düzenlediği basın toplantısını izliyorum. Ne söylediğinden çok nasıl söylediğine ve söylediklerinden çok söylemediklerinin neler olduğuna dikkat etmeye çalışıyorum. Konuşmasındaki daldan dala atlayışlar standart savruk bir Türk tipi siyasetçi görüntüsü çizse de, temelde ana plana sadık kalmayı yinede başardığını düşünüyorum. Ana plan İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerinin iptali gibi görünse de AKePenin bunu istemesi için 5 kişilik bir aileye günde 3 öğün birer çay simit yedirerek asgari ücretten 1120 TL tasarruf ettiren meclis idare amiri kadar akılla zekayla bağlarını koparmış olması lazım. Günde beş vakit anket yaptıran AkePe, İstanbul’da böyle bir riske girmesinin Türkiye’yi kaybetmesiyle sonuçlanabileceğini deRead More →

Muhtemelen bir dünya kişinin aklına gelmiş, Twitter ve Facebook’ta da binlerce kişi yazmıştır. CHP İstanbul’u kaybedebilir, zaten uzun zamandır hep kaybediyordu. Ama galiba alt yapıdan yeni bir yıldız siyasetçi, yeni bir lider adayı kazanmış durumda. Genç, özgüvenli, güler yüzlü, beden dili ve konuşma üslubu uyumlu, güven telkin eden bir ışığa sahip ve belki de en önemlisi karizmatik olmak için ciddi görünmek gerekmediğinin canlı kanıtı. Meydanların büyüsüne ve belagatin şehvetine kapılan Muharrem İnce’nin “onu da isterim, bunu da isterim, istemediklerimi de yan cebime koyun” histerisine tutulacak gibi de görünmüyor. İmamoğlu, Bay Erdoğan için “Allah’ın bilmem kaçıncı lütfu” olan İnce’den hayli farklı bir üsluba sahip. Saldırmıyor, kavgaRead More →